TMSF: Tam güvence prim yükünü artırır
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Ekonomi
Küresel Kriz
Gündem
Dünya
Enerji
Otomotiv
Bankacılık
Tarım
Şirketler
CNBC-e Endeksleri
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Ekonomi » Bankacılık

TMSF: Tam güvence prim yükünü artırır

TMSF Başkanı Ertürk, mevduata tam güvence gelmesi halinde bankaların prim yükünün artacağını söyledi.


 DİĞER HABERLER

  EKONOMİ - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

REUTERS
Güncelleme: 13:00 TSİ 03 Aralık 2008 Çarşamba

ANKARA - Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonomi Topluluğu’nun düzenlediği “Küresel Finansal Kriz ve Türkiye” konulu konferansta konuşan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Ahmet Ertürk, 1994 yılında mevduata tam güvence getirildiğine ve bunun daha çok mevduat toplamak açısından bankalar arasında “nasıl olsa devlet öder” yaklaşımıyla bir faiz yarışına dönüştüğüne işaret etti.
Haberin devamı

Mevduata güvence getirilirken bu tür sınırsız yarışlara yol açılmaması için geçmiş tecrübelerden yararlanılarak hukuki düzenlemeler yapılması gereğini kaydeden Ertürk, “2001’de bizde (TMSF) olduğu gibi, aynı sürecin tekrar yaşanmaması gerekiyor. Bir kamu kaynağı artırılacaksa, ekonomi düzlüğe çıktığında bu kaynaklar geri dönmeli. Hibe, bağış yapılmamalı. Bunun bir karşılığı olmalı” dedi. Ertürk, mevduata güvence artırılırken bunun süresinin sınırlı olması ve önceden bilinmesi, faiz yarışına yol açılmaması ve bankaların finansal yapılarının denetiminin sağlanması gerektiğine de işaret etti.

Ertürk, krizlerin her zaman olağandışı bir durum olduğunu vurgulayarak, “Burada güven kaybı önemli ve tedavi edilmesi en zor nokta da bu. Güveni kaybetmek kolay ama tekrar kazanmak zor” diye konuştu.

Daha önce yaşanan krizlerin bölgesel ya da ülkesel krizler olduğunu, bunun etkilerinin ve çözüm süreçlerinin de farklı olduğunu, 2001 krizinin tamamen “yolsuzluğa bulaşmış bir kuralsızlığın” sonucu olduğunu anlatan Ertürk, “Bu kriz ise risk yönetiminin ortaya çıkardığı bir sorundur. Bu krizin yaratıcısı ve sorumlusu olmadığımız için Türkiye olarak krize iyimser yaklaşımların altında da belki bu yatıyor. ‘Türk bankacılık sisteminde türev yok, fazla etkilenmez’ deniyordu. Ancak başka noktalardan etkilendi ve krize eğer bu noktalardan yaklaşılırsa, geç kalınmış olunur” dedi.

Krizin liberal kapitalist sistemin yeniden sorgulanmasına yol açtığını, gelişmiş ülkelerin demir-çelik, tekstil gibi üretim sektörlerini çevresel sorunları da gerekçe göstererek üçüncü dünya ülkelerine kaydırdığını, reel ekonomilerin buralara kayması sonucunda finansal ekonomiye yönelindiğini, finansal piyasaların ise zamanla aracılık fonksiyonlarını bırakarak değer yaratmaya başladığını ve bunun da krizin kaynağını oluşturduğunu anlatan Ertürk, “Reel sektörün önümüzdeki dönem daha büyük bir önem kazanacağı dönem olacağına inanıyorum” diye konuştu.

 
CNBC-e Ekonomi paketine abone olmak için tıklayın

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları