BRÜKSEL - AB Komisyonu Genişleme Genel Müdürlüğü Türkiye Masası Başkanı Jean-Christophe Filori, AK Partiye açılan kapatma davası yüzünden dikkatlerin reformlardan kaydığını belirterek, Yeni krizlerin engellenebilmesi için Türkiyeye anayasa reformu tavsiye ediyoruz dedi.
Dönüşüm sürecindeki Türkiyenin, reformlardan uzaklaştığı ölçüde yeni krizlere girmesinin kaçınılmaz olduğu uyarısında bulunan Filori, Siyasal Partiler Yasası değiştirilmeli. Ombudsmanlık kurumu da Türkiyede tansiyonun düşürülmesine katkı yapabilir diye konuştu.
Türk Ceza Yasasının 301. maddesinin değiştirilmesiyle Vakıflar Yasasının kabul edilmesinin, Türkiyede son 1 yılda insan haklarıyla ilgili en önemli reformlar olduğunu belirten Filori, Türkiyede ilerleme yok diyemeyiz. 10 yıl öncesine göre bugün çok farklı bir Türkiye var. Tabii ki zihinsel ve kültürel değişim zaman alıyor dedi.
Türkiyenin, GAPın hızlandırılması gibi Güneydoğunun sosyoekonomik gelişmesine yönelik adımlarından ve TRTnin Kürtçe yayın kararından memnuniyet duyduklarını vurgulayan Filori, bunların yeni açılımlarla desteklenmesini beklediklerini anlattı.
Filori, AB Komisyonunun Lambdaİstanbul Lezbiyen Gay, Biseksüel, Travesti, Transseksüel (LGBTT) Dayanışma Derneğinin mahkeme tarafından kapatılmasından endişe duyduğunu da sözlerine ekledi.
AP İnsan Hakları Alt Komitesine AK Partiye kapatma davasıyla ilgili rapor sunan Alman Prof. Christian Rumpf ise AK Partinin, toplumun büyük bir bölümünden destek aldığını ve ılımlı bir politika izlediğini belirterek, AK Partiyi İslamcı olarak nitelendirmekten kaçınıyorum. Çünkü bu tanımlama, ideolojik değer yargısı ifade ediyor diye konuştu.
AK Partinin, Türkiyedeki ekonomik ve siyasal istikrarda çok önemli bir rol oynadığını vurgulayan Rumpf, laiklik tartışmalarıyla ilgili, Türkiyedeki laiklik biraz Fransız sistemine yakın. Aşırı bir laiklik sözkonusu. Bu da dini özgürlüklere sınırlama getiriyor. Müslümanlar, dinini yaşamakta zorluk çekiyorlar dedi.
Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında son yıllarda Türkiyede çok fazla siyasal partinin kapatıldığına dikkati çeken Rumpf, Türk yargısının partiler üzerinde vesayet kurmaya çalıştığı görüşünü savundu.