Laiklik ve Kıbrıs konuları ağır basacak
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Dünya
Ortadoğu
Irak
Kıbrıs
AB
ABD
Genel
Balkanlar
O.Asya-Kafkaslar
G.Asya-Pasifik
Güney Amerika
Afrika
Dünya basını
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Dünya » Genel

Laiklik ve Kıbrıs konuları ağır basacak

Fransız Senatosu’nun Dışişleri ve Savunma Komisyonu başkanı Josselin de Rohan, laiklik ve Kıbrıs sorununun Türkiye konusunda Fransızların kafalarındaki soru işaretlerinin giderilmesi bakımından öncelikli konular olduğunu savunuyor.

Josselin de Rohan

 DİĞER HABERLER

  DÜNYA - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 14:45 TSİ 01 Temmuz 2008 Salı

PARİS - Fransız Senatosu’nun Dışişleri ve Savunma Komisyonu başkanı Josselin de Rohan, bazı Fransız milletvekillerinin Türkiye’nin gelecekteki AB üyeliğinin Fransa’da zorunlu halk oylamasına götürülmesi yönünde başlattıkları girişimin Senato tarafından geri çevrilişi ve Türk-Fransız ilişkilerini NTV’ye değerlendirdi. De Rohan, laiklik ve Kıbrıs sorununun önemine işaret ederken, Fransızların Türkiye’yi tanımadığını söylüyor.
Haberin devamı

Fransız Senatosu, Anayasa değişikliği paketi çerçevesinde Meclis’in kabul ettiği Türkiye maddesini iptal kararı aldı. İptal kararının gerekçesi nedir?
Söz konusu önerge açık biçimde Türkiye’yi hedef alıyordu. Saygı duyduğumuz dost ve müttefik bir ülkeye karşı ayrımcılık yapıldığını gördük. Yaralayıcı bir madde olarak görülebileceğinden bu metnin Fransız Anayasasına girmesi kabul edilemez düşüncesindeyiz. Bu nedenle AB üyeliklerinin onaylanması için hangi yolun seçileceğinin, cumhurbaşkanının takdirine bırakılmasını öngören formüle geri döndük.

Karar Senato’da ezici oy çoğunluğuyla alındı. Şimdi ne olacak?
Ulusal Meclis’e geri gidecek. Anayasa reformunun geçmesi için, Senato ve Meclis’in Anayasa’nın tüm düzenlemeleri üzerinde görüş birliğine varmaları gerekiyor.

Senato ile Meclis bu konuda çarpışabilir mi?
Bir çarpışma olacaktır. Bunun da ne kadar süreceğini göreceğiz. Sonrası ne olur bilemem.

Anayasa değişikliği için Senato ve Meclis’in birleşik oturumda hangi tarihte toplanacağı şimdiden belli mi?
Şimdilik 21 Temmuz olarak öngörülmüş durumda ama değişebilir.

Tüm Avrupa’da olduğu gibi Fransa’da da bir Türkiye tartışması var. Ancak Fransa’daki tartışma Türkiye’yi yaralayıcı bir uslupta gerçekleşiyor. Nedir bunun gerekçesi?
Bu izlenimin doğru olduğunu sanmıyorum. Fransa bu tavra sahip tek ülke değil. Almanya ve Avusturya da aynı çekincelere sahipler. Sorun, Türkiye’nin tam anlamıyla coğrafi olarak Avrupa’da olmamasından kaynaklanıyor. Yasal planda Türkiye henüz Avrupa Birliği ile tam uyum içinde değil. Türkiye’nin AB üyeliği öncesinde gerçekleştirmesi gereken müzakere başlıkları var. Fransızların, devletin laikliği gibi bazı konularda önem verdikleri konular var. Laiklik tartışmasının Türkiye’de devam ettiğini de biliyoruz.

Türkiye’de aylardır devam eden bu tartışma hakkında ne düşünüyorsunuz?
AB yasalarıyla uyum dışında Fransızların Türkiye konusundaki kararlarında iki konunun ağır basacağı düşüncesindeyim. Birincisi laiklik tartışması. Atatürk’ten bu yana Türk devletinin laik olduğunu ve nüfusun önemli bir bölümünün bu ilkeye bağlı olduğunu biliyoruz. Ancak İslami partinin iktidara gelmesinden bu yana laiklik konusundaki gelişmeler, hatta laikliğe çelmeler, kafalarda soru işaretleri yaratıyor. İkincisi ise Kıbrıs sorunu. Kıbrıs AB üyesi bir devlet. Türk ordusunun Kıbrıs’ta bulunması bir sorun. Fransa biliyorsunuz KKTC’yi tanımıyor. Bu sorunların mutlaka çözüme kavuşması gerekiyor.

Bir yanda Fransız Meclisi’nde yüzde 5 kriterini yaratan milletvekilleri, diğer yanda ise Senato’da daha akil bir ses var. Nasıl oluyor da bir parti içinde Türkiye konusunda bu denli geniş bir uçurum bulunuyor?
Büyük bir siyasi partide her zaman değişik akımlar mevcuttur. Herkes aynı yönde yürümez, herkesin analizi aynı olacak diye bir şey yok. Demokrasi böyle. Gayet de normal. Ben partinin, Türkiye’yle müzakerelerin zaman alacağını düşünen kanadındanım. Bu müzakereler belki de sonuca ulaşmayacak. Ama bu, ayrımcı bir tutumda bulunmak ve Fransız Anayasasına yabancı bir ülkeyi hedef alan düzenleme yerleştirmek için gerekçe olamaz. Olursa da Fransa tarihinde bir ilke imza atılmış olacak. Bu da kanımca hiç yerinde bir karar olmaz.

Fransız siyasilerin Türkiye’yi iyi tanıdıklarını söyleyebilir misiniz?
Birçok önyargı var. İnsanlar Türk tarihini yeterince tanımıyor. Türk toplumunun karmaşık sorunlarından da haberleri yok. Tabii bizim de kendi sorunlarımız var. Bizleri birbirimizden ayıran engelleri nasıl aşabileceğimizi görmek için AB tarafından çizilmiş çerçevede Türkiye’yle diyalog bizim çıkarımıza. Belki de söz konusu anlaşmazlıkları hiçbir zaman aşamayacağız. Türkiye’nin Atlantik İttifakı’nın çok önemli bir parçası olması, uluslararası güvenlik sisteminde önemli rol oynaması, iyi yönetilen güçlü bir ordusunun bulunması ve Yakındoğu’da istikrar için konumu olağanüstü öneme sahip. Bir diğer deyişle Avrupa’nın Yakındoğu’ya giriş kapısı. Sonuç itibarıyla, statüsü ne olursa olsun Türkiye bizim için Atlantik İttifakı işlerinde seçkin rol oynuyor. AB içinde olası bir ortaklık öncesinde her zaman ortak olmalı ve mümkünden öte sıkı ilişki kurmalıyız. Fransa’nın Türkiye’nin dostu olduğunu da eklemek isterim. Fransa’nın Türkiye’de kültürel çıkarları vardır. Türkiye Franszıların en tercih ettiği tatil ülkelerinden biridir. Bu da Türkiye’ye gösterdiği ilginin kanıtıdır. Ekonomik çıkarlarımız da var, saklamamak gerek. Türklerin de öyle. Bu nedenle birbirimizi daha iyi anlamalı ve dinlemeliyiz. Dolayısıyla bizimki gibi büyük tarihi olan ve kendisine saygıyı hak eden koca bir ulusun gururunu yaralayacak her türlü girişime karşıyım.

Türk hükümetine, Türk siyasilere veya Türk sivil toplumuna Türkiye’yi Fransa’da daha iyi tanıtmak için ne tavsiyede bulunurdunuz?
Gönderilecek en iyi sinyaller adalet, demokrasi, insan hakları ve azınlıklara saygı, mesela Kürtler, konularındaki gelişmeler olacaktır. Laiklik konusunda, Türkiye’de İslamizm’in ılımlı olduğunu biliyoruz ama Türkiye’nin diğer dinlere karşı da hoşgörülü davranması arzumuzdur. Bu alanda bazı ilerlemeler kaydedilmesi gerektiği düşüncesindeyiz. Yasama konusunda, Türk toplumunun Avrupa’da yıllar önce kabul edilmiş kriterlere doğru ilerlemesi mesela. Herkes biliyor ki Avrupa’da her ülkenin kendine has özellikleri var. Türkiye’nin de öyle. Türkiye’den bu özelliklerinden vazgeçmesini isteyecek değiliz. Burada gereken, demokrasi, insan hakları ve dinsel hoşgörü gibi alanlarda örneğin Avrupa değerlerinin ortalamasıyla arada çok derin uçurumlar olmaması.

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

seref  - Denizli
01 Temmuz 2008, Salı 11:33  
onlar bizi tanımıyosa biz hic .tanımayız

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları