Diplomatik kaynaklar, Fransanın AB-NATO işbirliğinde ve Akdeniz İçin Birlik projesinde istediği sonuçlara ulaşmasının büyük ölçüde Türkiyeye dayandığını belirtirken, AB enerji politikasının başarısında da Türkiyenin önemini artırdığına dikkati çekiyor.
Uzun yıllardır Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikasıyla (AGSP) ve NATOyu rakip yapılar olarak gören, ikisi arasında mesafenin korunması gerektiğine inanan Fransa, Nicolas Sarkozynin cumhurbaşkanı seçilmesiyle birlikte bu politikasını büyük ölçüde değiştirerek, NATO ile işbirliği yoluyla Avrupa savunmasının güçlendirilmesi çizgisine geldi.
AB-NATO işbirliğinin ilerletilmesine desteğini her fırsatta tekrarlayan Türkiye, AB üyesi olmadığı halde AB misyonlarına en çok katkı yapan ülkeler arasında. Bu yüzden NATO müttefiki Türkiyeye Avrupa savunmasında da söz hakkı verilmesi gerekiyor.
AKDENİZ İÇİN BİRLİK SORUSU
Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozynin en başta Türkiyenin AB üyeliğine alternatif gösterdiği Akdeniz Birliği önerisi, Akdeniz İçin Birlik adını aldı. Projenin AB genişleme politikasının Akdeniz ülkelerini ilgilendiren boyutunun (Türkiye, Hırvatistan, Arnavutluk, Karadağ ve Bosna Hersek) tamamlayıcısı olması gerektiği vurgulanarak, Türkiyenin AB üyeliğine alternatif olma iddiası kesin dille reddedildi.
Türkiyenin Akdeniz İçin Birlik projesine katılımını sağlamak isteyen Fransa da AB üyeliğine alternatif getirmedikleri konusunda çeşitli düzeylerde güvenceler verdi. Şu ana kadar Akdeniz İçin Birlik projesine katılıp katılmayacağını açıklamayan Ankara, AB belgelerinin son şeklini almasını bekliyor.

55 Fransız vekilden Türkiye bildirisi

Diplomatik kaynaklar, Akdeniz İçin Birlik projesinde Türkiyeyi ikna edememesi durumunda Fransanın Akdenizin güneyindeki ve doğusundaki ülkeleri iknada çok zorlanacağını belirtiyor.
FRANSANIN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK SORUN: LİZBON ANLAŞMASI
Öte yandan Fransayı meşgul edecek konuların arasında, ABnin yeni anayasası Lizbon Anlaşmasının İrlandadaki referandumda reddedilmesine rağmen ne zaman uygulamaya gireceği belirsizliğinin ortadan kaldırılması bulunuyor.
AB üyesi ülkeler, daha önce Lizbon Anlaşmasının 2009 yılı başında yürürlüğe girmesi konusunda uzlaşma sağlamıştı. Geçerlilik kazanması için tüm üye ülkelerde onaylanması gereken yeni anayasanın referandum yolunu seçen tek ülke İrlandada reddedilmesi bu hedefi zora soktu. Bununla birlikte AB içindeki Fransa-Almanya ekseni, 2009 hedefinin korunması için ısrarını sürdürüyor.
TÜRKİYE MÜZAKERELERİNİ ENGELLEMEYECEĞİZ
Bu arada rekor kıran petrol ve doğal gaz fiyatları nedeniyle enerji konusunun da dönem başkanlığı görevinde Fransayı zorlaması bekleniyor. Fransanın, Nabucco gibi ABnin enerji arzını çeşitlendirecek ve dolaylı olarak fiyatları düşmeye zorlayacak projelerde de Türkiye ile yakın çalışması gerekecek.
Fransız üst düzey yetkilileri, yaptıkları açıklamalarda, Türkiyenin tam üyeliğine karşı çıksalar bile, tam üyelik müzakerelerini engellemeyecekleri sözünü verdi.
Türkiyenin AB ile tam üyelik müzakerelerinde, sermayenin serbest dolaşımı, enerji ve eğitim ile kültür konulu 3 faslın daha Fransanın dönem başkanlığı sırasında açılması bekleniyor. İstihdam ve sosyal politikalar ile ilgili faslın açılmasının da gündeme gelebileceği belirtiliyor.
Fransa, daha önce, doğrudan AB üyeliğini çağrıştırdığı için, ortak mali ve ekonomik politikaları içeren beş faslın açılmasını veto etmişti. Fransada Türkiyenin tam üyeliğine karşı çıkanların dönem başkanlığı boyunca bu üç faslın açılmasını engellemek için lobi yapmaları bekleniyor.