Robert Mugabe, başkent Hararedeki resmi konutunda düzenlenen yemin törende, Ben, Robert Gabriel Mugabe, devlet başkanlığı makamında sadakatle görev yapacağıma yemin ederim. Tanrı yardımcım olsun dedi.
Zimbabvede Ian Smithin ırk ayrımcısı rejimini 1980de deviren ve Batı başkentlerinin beğenisini kazanan aydın kişi Robert Mugabe, giderek paranoyaya kapılarak, işi kendini Tanrı tarafından başkan seçilmiş ilan etmeye kadar vardırdı.
Ülkesinde 28 yıldır iktidarda bulunan ve Afrika kıtasının en yaşlı lideri olan 84 yaşındaki Mugabe, Sadece Tanrı bana vermiş olduğu bu görevi geri alabilir demişti. Eski bağımsızlık kahramanı Mugabe, Nobel Barış ödülü sahibi Desmond Tutu tarafından bir tür Frankeştayn olarak bile nitelendirilmişti.
Bir seçimin bağımsızlığımızı tehdit etmesine asla izin vermeyeceğiz diyerek, aslında demokrasi hakkındaki görüşünü dile getiren Mugabenin hezimete uğraması ve rejimin yolundan çıkması, 29 Martta yapılan ve rakibinin birinci geldiği başkanlık seçiminin ilk turuna rastlıyor.
Eleştirilere baskı dışında karşılık vermesini bilemeyen Mugabe, Batının yönelttiği eleştirilere de kulaklarını tıkıyor. Eski bir İngiliz sömürgesi olan ülkesi, eşi benzeri görülmemiş bir enflasyonla boğuşurken, o muhalifler, beyaz çiftçiler, sendikacılar, hakimler ve gazetecilerin tamamını satılmış hainler olarak görüyor.
Kısa bir süre önce Mugabenin biyografisini hazırlayan Heidi Holland, Mugabenin lügatında yenilgiyi kabul etmek gibi bir şeyin yazmadığını söylüyor.
Eski Rodezyanın doğusundaki yoksul kırsal bölge Zvimbada 21 Şubat 1924de doğan Robert Gabriel Mugabe, Katoliklerin misyoner okulunda katı kurallarla yetişti. Babası tarafından 10 yaşında terk edilen Mugabe, öğrenimini birçok bölgesel bağımsızlık lideriyle tanışacağı Güney Afrika ve ardından Tanzanyada tamamladı. Zambiya ve Ganada öğretmenlik yapan Mugabe, 7 üniversite diplomasının yanı sıra hapisteyken yaptığı yüksek lisans diplomasına da sahip oldu.
Ülkesine 1960ta döndüğünde, kendini beyazların iktidarına karşı mücadelenin içinde bulan Mugabe, 1964te Pan-Afrikan ve Maocu parti Zanunun genel sekreteri oldu, ardından yıkıcılıkla suçlanıp hapse gönderildi. 10 yıl hapiste kalan Mugabe, silahlı mücadelesine Mozambikten başkanlık etti ve 1979da Lancaster House bağımsızlık anlaşmalarından sonra 1980de hükümet başkanı seçildi ve önceleri örnek gösterilecek bir sağlık ve eğitim siyaseti yürüttü. 10 yıl boyunca iyi bir ekonomi performansı sağlayan ve Batı tarafından çok sevilen Mugabenin ülkesinde ortalama ömür 54ten 64e çıktı, okuma-yazma bilmeyenlerin ve çocuk ölümlerinin oranı en alt düzeye geriledi.
Dünya, 1982 ile 1985 arasında Matabeleland eyaletinde binlerce muhalifin katledilmesine de göz yumdu. 2000deki anayasal referandumdan sonra her şey tersine döndü. Kendilerini unutulmuş hisseden eski bağımsızlık gazilerinin baskısıyla beyaz çiftlik sahiplerine karşı şiddet olayları zincirinden boşaldı ve Zimbabve, eski Batılı müttefiklerinden tecrit olmaya başladı.
Mugabe, 2002de şaibeli bir biçimde yeniden seçilince, Batılı eski müttefikler birbirini ardına rejime yaptırım uygulamaya başladı. Tarım reformunun ardından ise ülke ekonomisi düşüşe geçti. Yıllık enflasyonun yüzde milyonlar seviyesinde olduğu konuluşur hale geldi, 5 kişiden 4ü işsiz kaldı, mağazalar boşaldı ve ortalama ömür 36ya düştü.