ANKARA - Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan, polis akademisinin mezuniyet törenine katıldı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye demokrasiyi de, laikliği de, temel hak ve özgürlükleri de, çağdaş hukuk devleti anlayışını da bir arada yaşatabilme kapasitesine sahiptir dedi.
Erdoğan, törende yaptığı konuşmada, Polis Akademisi ve Güvenlik Bilimleri Akademisinin Türkiyenin en seçkin kurumlarından olduğunu söyledi.
DEMOKRASİYİ HER ŞEYİN ÜZERİNDE TUTACAĞIZ Türkiyenin zor bir coğrafyada olduğunu vurgulayan Erdoğan, bu coğrafyada dengelerin çok sık değiştiğini ve istikrar ile istikrarsızlık arasında çok ince bir çizgi bulunduğunu ifade etti.
Bu durumun Türkiye adına bazı risklere de zemin hazırladığını kaydeden Erdoğan, savaşların, etnik çatışmaların ve terörün yanı başında bulunan bir ülkede yaşadığımızı dile getirdi. Erdoğan, Riskleri fırsatlara dönüştürmek tamamen bizim elimizde dedi.
Üç kıta arasında çalkantılı bir bölgede bulunan Türkiyenin bir güven ve istikrar ülkesi olarak dünyaya anlamlı bir mesaj verdiğini vurgulayan Erdoğan, Türkiyenin demokratik, laik, sosyal ve hukuk devleti olarak farklı ve seçkin bir yere sahip bir ülke olduğunu söyledi.
Başbakan Erdoğan, Türkiyenin AB yolunda bir ülke olarak köprü görevi gördüğünü ve medeniyetlerin buluşmasında rol oynadığını belirterek, son 5,5 yılda demokrasi standartlarında, insan hak ve özgürlüklerinde, iç politika ve dış politikada özellikle de ekonomi alanında tarihi başarılar elde edildiğini anlattı.
Türkiyenin elde ettiği başarıların altında istikrar ve güvenin yattığını kaydeden Başbakan Erdoğan, Türkiyenin gelecek hedeflerine ulaşmasında da aynı şekilde istikrar ve güvene ihtiyaç olduğunu ifade etti. Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
Demokratik, laik, ve sosyal bir hukuk devleti olan cumhuriyetimizin her özelliğini aynı hassasiyetle sahiplenecek, hiç birinden geri adım atmayacağız. Geçmişte ülkemizde demokrasi ile güvenliğin birbirine feda edilebileceği gibi yanlış bir algı vardı. Sanki demokrasi gelişirse, güvenlik zaafa uğrar. Sanki özgürlüklerle güvenlik aynı hassasiyetle sürdürülemez gibi bir yanlış anlayış ortaya çıktı. Bu anlayış ve yaklaşımın Türkiyeye hiç bir fayda sağlayamayacağını gördük, buna şahit olduk. Oysa şu 5,5 yıllık dönemde gördük ki, demokrasi geliştikçe ekonomi güçleniyor. Ekonomi güçlendikçe huzur artıyor, refah artıyor, demokratik standartlar daha da gelişiyor. Suç oranları ve göç azalıyor, terörün istismar ettiği sebepler azalıyor. Türkiye demokrasiyi de laikliği de, temel hak ve özgürlükleri de çağdaş hukuk devleti anlayışını da bir arada yaşatabilme kapasitesine sahiptir.
ESAS OLAN MİLLETTİR Zaman zaman kimi çevreler tarafından emniyet teşkilatının kıyasıya bir eleştiriye maruz kaldığına şahit olduğunu da kaydeden Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
Böyle büyük bir teşkilat içinde zaman zaman hataların olumsuzlukların yaşanması doğaldır. Bu hataları, bu olumsuzlukları en aza indirmek için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz, göstereceğiz. Ancak, güvenlik birimlerimizin son dönemde gerçekleştirdiği onca başarılı çalışmaya rağmen, olumsuzlukların, hataların sürekli gündemde tutulmaya çalışılmasını da maalesef yadırgıyoruz. Bugün Türkiyede işkence iddiaları artık gündemden düşmüştür. Faali meçhul cinayetler, kapkaçlar, uyuşturucu kaçakçılığı ve bir dizi asayiş sorunu neredeyse gündemden düşmüştür. Yine polisimizin gayretli çalışmaları sonucunda trafik kazaları ciddi oranlarda gerilemiştir. Bu olumlu çalışmalara rağmen güvenlik güçlerimizin vicdan ve insaf ölçüsünü aşacak derecede adeta hakarete varan seviyede eleştirilere maruz kalmasını doğru bulmuyoruz. Güvenlik güçlerimizi yıpratmaya çalışanlar gerek polisimiz, gerek askerimizle en başta karşılarında milletimizi bulacaklardır. Çünkü esas olan millettir ve milletin taktiridir.
Askeri yıpratmak isteyen zaten AKP
değil mi? Sn. Erdoğan "nın şu sözleri
gülünecek derecede bence. Resmen kara
mizah.
ahmet turna - Düzce
28 Haziran 2008, Cumartesi 11:10
asker ve polis yıpratılamaz sayın
başbakanımız yıpratmaz. çok güzel de
içinden çıktığı milleti tehdit olarak
gören ve sadece saldırmaya insan
haklarını çiğnemeye yetiştirilmiş bir
asker ve polis topluluğumuzu var ve ne
yazık ki çok yıpranmış. bunu telafi
etmek yerine hala demokratik taleplerde
bulunan işçi, öğrenci, köylüye saldıran-
işkence eden manzara değişmediği sürece
sayın başbakanın söylemi havada çok
kalacak gibi...