Konferansa ilişkin düzenlenen basın toplantısında konuşan ESCMID Başkanı Prof. Dr. Giuseppe Cornaglia, bu tür hastalıkların Batı Avrupada çok sık görülmediğini, Türkiyenin de içinde bulunduğu Avrupanın doğusundaki bazı ülkelerde, Afrikada, Güney Amerikada, Asyanın değişik bölgelerinde yaygın olarak görüldüğünü belirtti.
Cornaglia toplantının, derneğin dünyada yaygın olarak görülen bu hastalıklara karşı bir çaba içinde bulunduğunu göstermek amacıyla düzenlediğini ifade ederek, toplantının Türkiyede düzenlenmesine, hastalığın son 5-6 yıl içinde artmasının etkili olduğunu söyledi.
AVRUPALI KENE ÇIKARMAYI BİLİYOR
Doç. Dr. Önder Ergönül de, KKKA hastalığına karşı doğaya keklik ve sülün bırakılması önerilerinin bilimsel olmadığını, KKKA aşısı bulunmadığını, Bulgaristanda kullanılan aşıyı önermediklerini anlattı. Kırsal kesimde yaşayanların çok dikkatli olmasını isteyen Ergönül, şöyle konuştu:
Örneğin yaz mevsiminde ateş ve kırgınlıkla birlikte grip olursa vatandaş şüphelenmeli. Özellikle de salgın bölgesinde yaşıyorlarsa... Öyle bir belirti olduğu zaman doktora başvurmalarını öneriyoruz. Vatandaşlar keneyi rahatlıkla çıkarabilirler. Vatandaşımız keneyi çıkarmayı öğrenmek zorunda. Çünkü muhtemelen bu problemler devam edecek. Avrupalılar keneyi çıkarmayı biliyorlar. Kene kafasını sokar ama mutlaka gövdesi dışarıda kalır. Çok küçük olduğu için kişi bunu fark etmeyebilir. Çıkarırken kafasının içeride kalmasında bir sorun yok, kafa sonradan düşecektir. Önemli olan gövdesinin çıkarılması. Çünkü virüs gövdenin içinde kalıyor yanıtını verdi.
İSTANBULUN KENESİ AVRUPALI
Doç. Dr. Önder Ergönül, Türkiyenin kene haritasını çıkardıklarını, haritada hangi bölgede hangi tür kenenin olduğunu saptandığını, her kenenin KKKA virüsü taşımadığını vurguladı.
Ergönül, İç Anadolu ile Karadenizin güneyinin riskli olduğunu, İstanbul ve batı illerinin daha rahat olduğunu kaydetti. Ergönül, İstanbulun kenesi Orta Avrupanın ve ABDnin keneleriyle aynı. Hatta şaka yapıyoruz Kenelerimiz Avrupa Birliğine girdi diye. İstanbul ve batı illerinde yaşayanlar hafta sonunda rahatlıkla pikniğe gidebilirler. Panik yaşamalarına gerek yok. İstanbulun kenesi 5-10 sene önce neyse şimdi de o dedi.
Bir başka soru üzerine Ergönül, KKKAnın, Afrika, Kırım, Kongo, Senegal, Slovenya, Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Arnavutluk, Türkiye, İran, Irak, Pakistan, Bangladeş, Türkmenistan ve Çinin Sincan bölgesinde görüldüğünü kaydetti.
Ergönül, bu yıl KKKA hastalığından 400-450 vakanın hastanelere başvurduğunu, bunların 30unun öldüğünü hatırlatarak, yıl sonuna kadar 700-800 vakanın başvurmasını ve ölü sayısının da 45-50 olmasını beklediklerini bildirdi.
BİYOTERÖRİZM AJANI MI?
Her keneden KKKA hastalığı oluşacağının anlaşılmaması gerektiğini vurgulayan Ergönül, Biyoterörizm ajanıdır bunlar doğru.. Ama bunların biyoterörizm ajanı olarak kabul etmek ayrı, biyoterörizm ajanı olarak kullanıldıklarını iddia etmek ayrı. Bunu kanıtlayamayız zaten. Biyoterörizm ajanı olsa dahi kanıtlamak çok zor. Kanıtlarla konuşacağımız için biyoterözim ajanı diyemeyiz dedi.
İtalya Viroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Giorgio Palu da KKKA virüsünün gerçekten tehlikeli bir ajan olduğunu söyledi. Biyoterörizm silahı olarak kullanılacak çok daha iyi seçenekler olduğunu belirten Palu, şöyle dedi:
Kuş gribi, çiçek virüsü çok daha etkili olur. İnsandan insana ve hava yoluyla yayılanlar tercih edilebilir. İnsandan insana yayılmayan ve hava yoluyla yayılmayanlar tercih edilmez, çünkü çok yavaş ilerler. Mesela atacaksınız o virüsü, yıllar içinde ilerleyecek. KKKA hastalığı da öyle olmadı mı? Yavaş yavaş ilerledi. Ama istenirse kullanılabilir. Ama çok avantajlı değil.

Hastadan virüs bulaşan doktor anlatıyor
