Humeyni gibi dönmem, kendim gibi dönerim diyen Fethullah Gülen, dönüşü sorunlara neden olacaksa, dengeli hareket etmek gerektiğini söyledi, Dönüşünüzün konjonktürünü sizin belirlemeniz lazım dedi.
İSTANBUL - Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, laik devlet düzenini değiştirmek amacıyla örgüt kurma suçundan beraat kararını onamasıyla Türkiyeye dönüş yolu açılan Fethullah Gülen, dönüp dönmeyeceği konusunda açıklamalar yaptı.
Gülen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun beraat kararını onaması üzerine dönüp dönmeyeceği konusunda yapılan yorumlara www.herkul.org sitesinde yayınlanan röportajda açıklık getirdi. Gülenin açıklamaları özetle şöyle:
OKULLAR AKLANDI ... Bir başkasının sizin okulları ziyaret ettiğinden dolayı suçlanması meselesi var. Şimdi orada tescil ediliyor, bir kere daha tespit ediliyor: Bu mesele suç değil. Okul açmak dünyada, öğretmen göndermek suç değil. Dolayısıyla onları gidip ziyaret etmek niye suç olsun ki!.. Milletin okulları, sonra adı onların Türk okulları, o okulların adları Türk okulları. Türkiyede yetişmiş eğitimciler, öğretimciler gidip oralarda eğitim yapıyorlar.
BANTLAR MONTAJDI ... Orada esasen o iddianame hazırlanırken adamlar ne biliyorlarsa ne ediyorlarsa o bilme ve etmenin çoğu da bu montaj yapılmış bantlardandı. Bantlardan montaj yapılmış, başından sonundan kesilen şeylerden suni olarak suçlar icat edilmişti, ihdas edilmişti. Ne kadar yapmışlarsa bir sene, iki sene çalışmışlardı; haberimiz vardı ondan. Biz buraya geldiğimiz zaman patladı o mesele. Yani Geriye ihtiyat olarak elimizde bazı şeyler kalsın, belki onları da kullanırız gelecekte! dememiş, hepsini kullanmışlardı. Şimdi mahkemenin kararı Bunların hepsi boş, havada şeyler! falan demek manasına gelir. Dolayısıyla o türden yeni böyle suçlarla sizi tecrim etmeye, o mevzuda bir dava açmaya hakları yok.
MAHKEME SAFHASI IZDIRAPLI OLDU ... Ama o mahkeme safhası benim için ızdırapsız oldu diyemem. Değişik zamanlarda hemen her anti-demokratik harekette, her darbede, darbe türü şeylerde, post-modern darbelerde her defasında halk ifadesiyle diyeceğim, argo da diyebilirsiniz, bir tebelleş olma hadisesi söz konusu oldu, her defasında hemen. Hepsinde de belli sıkıntılar çekildi. Fakat itiraf etmeliyim; bu dönem benim için daha sıkıntılı oldu. Ciddi bir şey yapamadım böyle, kendi kitaplarımla meşgul olamadım, muttarit arkadaşlarımızla öyle orada takip ettiğimiz gibi günde dört-beş saat böyle kitap mütalaa edemedim, müzakere edemedim. Bir yönüyle böyle benim dokuz-on senem beyhude geçti, israf oldu. Bunlardan dolayı da benim en acılı yıllarım oldu, ızdırap yıllarım oldu. Allah öyle bir şeye maruz bıraktı.
GÜRÜLTÜLÜ, PATIRTILI GELMEM ... Ben değişik zamanlarda yurtdışına çok çıkan insanlardan biriyim. Bu Amerikaya bile bu bilmem kaçıncı gelişimdir benim. İlk defa 92de geldim, iki buçuk ay kaldım buralarda. 94te bir daha geldim, 96da geldim, 97de geldim, en son 99da mı ne geldik buraya. Sonra Avrupaya defaatle gittim ben, hizmet müesseselerine, arkadaşlarımızın yanına, değişik yerlere... Belki hizmetimizin olduğu okulların bulunduğu yerlere gitmedim. O da ruh haletim, belki onda da benim şu andaki durumumu okumak mümkün olabilir. Hayatımda hiç öyle gürültülü, patırtılı gidip gelmedim ben. Hiç istikbale gitmedim, istikbal (karşılanma) isteğinde bulunmadım.
HUMEYNİYLE HİÇBİR ALAKAM YOK Bu açıdan da ne karakter bakımından, ne mezhep bakımından, ne ülke bakımından birilerinin ısrarla benzetmeye çalıştıkları Humeyni ile hiçbir zaman bir alakam olmadı. Hele onun hesaplarıyla, onun arka plandaki mülahazalarıyla filan diyecek olurlarsa; Allah rızasının dışında bir şey düşünmeyi ben hayatımı israf saydım şimdiye kadar.
BİR GÜN DUYARLAR ...Onu diyenler de, bu mahkemede belli beklenti içinde olanların şimdi mahcup oldukları gibi, karın ağrısına girdikleri gibi, bir gün beni orada duyduklarında yine mahcup olacaklar.
... Gitme meselesine gelince, gider miyim, gitmez miyim ayrı bir mesele. Ülkem tabii, burada onun elli yerden, yüz yerden gelmiş toprak parçaları var, ben onları koklayıp teselli buluyorum. Ben kendi ülkemin çocuğuyum. Ben dıştan ithal edilmiş ve milletin başına musallat olmuş tufeylilerden değilim. O ülkenin çocuğuyum ben. Onun bir avuç toprağını dünyalara değişmem. Bütün Amerikayı verseler, Korucuk köyü, fakir bir köydür, ben o köyü vermem. Ruh haletim budur. Fakat bir şey var: Benim inandığım bir dava var, bir hizmet var, Din-i Mübin-i İslama hizmet var ve ülkemde huzursuzluğun çıkmaması, hele dine karşı bir tavır alınmaması.. bunlar benim gaye-i hayalim, düşüncem, mefkûrem. ... Arz ettiğim gibi, o gidiş bir gün, Cenab-ı Hakkın muradı öyle ise tahakkuk ettiği zaman, onlar sadece duyarlar; belki derler Gelmiş mi gelmemiş mi; acaba gelmişse nerede duruyor, nasıl geldi de biz görmedik?!.
NASILSAM ÖYLE DÖNERİM Kendime göre bir gidişim vardı benim. Onu daha evvel de arz ettim ben, Türkiyeye dönsem kendim gibi dönerim, yani şimdiye kadar nasılsam öyle. Karakterimi namusum sayarım. Karakterime kıymayı namusuma karşı tecavüz sayarım ben. Konuşurken de, biriyle bir muhaverede bulunurken de, bir muamelede bulunurken de onu korumaya fevkalade hassasiyet göstermişimdir. Evet, bilmeyen bilmez. İşte bilmeyenler böyle ezbere konuşuyorlar ve bir gün kim bilir onların da pek çoğunun bu ezberi bozulacak, Allahın izni inayetiyle. O ülkede yine imtizac, mezc, telif ve terkip oluşacak Allahın inayetiyle. Herkes birbirini olduğu yerde kabullenecek, birbirine karşı saygılı olacak. Olacak.. o zaman onlar, bir şairimizin dediği gibi Ettiklerine nadim olup ağlayacaklar.
KONJONKTÜRÜ BELİRLEMEK LAZIM ... Şimdi, gidişiniz sizin orada bazı problemlere sebebiyet verecekse, her şeye rağmen orada hüsn-ü niyetle iş yapan insanların işlerini zorlaştıracaksa, altından kalkamayacakları problemlere sebebiyet verecekse.. bence dengeli hareket etmeniz, vaktini, gidiş keyfiyetini ve konjonktürü sizin belirlemeniz lazım.. veya işte o genel konjonktüre göre nasıl hareket edecekseniz onu sizin belirlemeniz lazım.
SESSİZ VE SAKİN BİR DÖNÜŞ OLACAK Hürriyetin haberine göre Gülen, Yargıtayın kararının ardından ABDde kendisine eşlik eden yardımcıları ile Türkiyedeki kurmaylarına Sessiz ve sakin bir dönüş hazırlamaları talimatı verdi. Gülenin kurmaylarından Hüseyin Gülerce, Daha önce de söylediği gibi kalabalıklarla, gösterişlerle gerçekleşen bir dönüş olmayacak. Sakin bir dönüş olacak. Herkes görecek bunu. Katiyen bir gösteri istemiyor. Öyle bir karşılama söz konusu olduğunda sevenlerine, Hakkımı helal etmem çağrısında bulunacaktır dedi. Gülenin dönüş zamanını sağlık durumuyla gerekçelendiren Gülerce, Kendisinin vereceği bir karar bu. Ancak ben ne zaman döneceğini sağlık durumuna bağlıyorum. Geçen ay yanındaydım ve eskiye nazaran daha kötü gördüm. Ne zaman döneceğinin tek ölçüsü bence sağlığı; bence sağlığı elverdiğinde dönecek diye konuştu.
YEŞİL KART İÇİN REFERANSLARI 1997den beri ABDde yaşayan Gülenin ABDde oturma, seyahat etme ve çalışma izni sağlayan Green Card için yaptığı başvuru ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Servisi tarafından reddedilmişti. Gülen, kararın düzeltilmesi için dava açtı, ancak onu da kaybetti.
Hürriyetin haberine göre Gülen, ABDde Yeşil Kart alabilmek için açıp kaybettiği davada Rumi Forumun başkanı Ali Yurtseverin yardımı ile önemli isimlerden referans mektupları da topladı.
Gülene kefil olan isimler arasında CIAnin eski Analiz ve Prodüksiyon Direktörü George Fidas, eski CIA ajanı Graham Fuller, New Yorktaki Yunan-Ortodoks Başpiskoposluğunda rahip Alexander Karloutsos, ABDnin eski Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz, eski Cumhurbaşkanı Turgut Özalın başdanışmanı olduğu belirtilen Bilimsel ve Teknik Araştırmalar Konseyi yürütme kurulu üyesi Ermin Başer, Georgetown Üniversitesi İslam Tarihi profesörlerinden John Obert Voll, Dartmouth College Antropoloji bölümü profesörleri Ralph ve Richard Lazarus, eski başbakan Yıldırım Akbulut, eski Milli Eğitim Bakanı, AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Sağlam, San Antoniodaki Teksas Üniversitesi İngilizce, Klasikler ve Felsefe Profesörü Bernadette Andrea, Elmhurst College teoloji ve Din Bölümü profesörü Paul Parker, Amerika Evangelical Lutheran Kilisesi Arkansan-Oklahama Bölge Sorumlusu Başpapaz Floyt M. Schoenhals, TÜGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Murat Saraylı, Roman Katolik Kilisesi İsa Peygamber Dinlerarası Diyalog Sekreterliği Papazı Thomas Michel, Catholic Theological Union Başkanı (Vatikanın atadığı papaz) Donald Seniorın da aralarında bulunduğu çok sayıda akademisyen ve din adamı bulunuyor.
ne mutlu elin yahudisi papazı bile
hoşgörünün önemini kavramış.bi bizdeki
bazı kesimler anlamadı.dinler arası
diyalog denince sizin aklınıza ne
geliyor.elbetteki başka dinden
insanlarla görüşecek.siz gidin
sütünüzü için.bazı şeyleri anlamak
için yaşınız cok küçük daha...
Optimus - İstanbul
27 Haziran 2008, Cuma 11:24
Verdiği cevaplardan oldukça birikimli ve
mantıklı olmasının yanısıra
karşısındakini rencide etmeden hakkını
savunabilen, uyumlu biri olduğu
çıkarımını yapıyorum. Yahudi ve
Hristiyan din adamlarının kendisine
referans olması da benim için olumlu bir
nokta.
Ayrıca sözkonusu şahsın Amerika"nın ne
işine yaradığını, Amerika"ya ne gibi
hizmetlerde bulunduğunu da anlamış
değilim doğrusu.
baris can - İstanbul
27 Haziran 2008, Cuma 08:53
su hale bak, amerikada yasamak icin bu
kadar mi ugrasilir, referanslarina bir
bakin, eger bu adam muslumansa,
biz .......