İntihar saldırılarında ölenler Iraklı olduğundan bu çok önemli değildi. Bu süre içinde Şiiler ve Sünniler birbirinden soyutlandı, kendi gettolarına çekildi, doğal olarak çatışma sayısı azaldı. Ancak bu durum Irakta işlerin tamamen yolunda gittiğini göstermiyor. Her an denge değişebilir ve aynı kanlı sahneler ekranlara yansır.
HALKI RAHATSIZ ETMEYİN
Irakta birçok kanlı sahnenin ekranlara yansımadığını baştan beri biliyorduk. Hem Iraktaki kişisel tecrübemiz hem Amerikan halkının Iraka bakışını bildiğimizden bu çok yeni bir şey değil. Uzun süre Irakta neler olup bittiği tam anlamıyla aktarılmadı, bilinmedi. Oysa Irakta olanlar insani, kültürel açıdan yeni yüzyılın en kanlı, en vahşi saldırısıydı, hala da öyle.
Şimdilerde Amerikan gazeteleri, televizyonları ve dergileri Irakta işlerin nasıl iyiye gittiğini göstermenin yarışı içinde. Irakta her şeyi yerle bir edip yağmalayan, yeni petrol anlaşmasıyla da yağmayı uzun yıllara yaymaya çalışan Amerikan yönetimi ve büyük şirketler, pembe tablolar çizmeye çalışıyorlar. Yani eskiden Irakta olup da işgalle birlikte yerle bir edilen birçok şey, hayat biçimi, davranış tarzı yeni şeylermiş gibi gösteriliyor.
Newsweek Dergisi, Alkolü içecek Bağdata geri dönüyor demiş. Alkol işgal öncesinde zaten vardı. Ama işgalin yol açtığı mezhep çatışması, şeriat yanlıları, El Kaideciler, mafya tehditleri sonucu dükkânlar kapatıldı. Çoğunluğunu Hıristiyanların işlettiği bu dükkanların sahipleri öldürüldü. Neymiş? Şimdilerde bu dükkanlar açılmak isteniyormuş, insanların korkuları dağılıyormuş, gençler rock müzik dinliyor, sakallarını kesmeye başlıyorlarmış vs.
Bunlar Irakta zaten var olan şeylerdi, yani işgalin getirdiği özgürlükler değil. Bilakis işgal tüm bu normal yaşamı alt üst etti. Üstelik habere baktığımızda bu tür liberal yaşam tarzının Bağdatın birkaç bölgesinde uç verdiğini Amerikalı askerlerin kendini hapsetmek zorunda kaldığı duvarlar arkasında ve yoğun korumalı Green Zone denen bölgede yoğunlaştığını görüyoruz. Peki ülkenin gerisi? Bu tür laik ve liberal yaşam tarzını seçenlerin normale dönmeleri için yıllar gerekiyor. Belki de dönmeleri artık hayal. Ancak, Amerikan medyası savaşın gerçek ve kanlı yüzünü görmekten sıkılmış olmalı ki bu tür haberlere ağırlık vermeye başladı.
BAĞDAT BY NIGHTS
Bu konuda New York Times da bir ilke imza attı ve bir dedikodu yazarını Bağdat bürosuna atadı. Gazetenin yöneticileri Amerikan halkının Irakta aynı şeyleri görmekten, acı ve dramatik sahneleri izlemekten, askerlerin travma korkularını okumaktan bıktığı kanısına varmış.
Iraka başka bir gözle yaklaşmanın zamanı geldi deniyor. New York Timesın yeni Bağdat muhabiri Campbell Robertson savaş bölgelerinde tecrübesi olmayan masa başında haber yapan sıkı bir dedikodu yazarı. Şimdi Bağdatın renkli yanlarını gazete sayfalarına yansıtacak. Amerikan halkına iyi haberler verecek. Herhalde Bağdat by Night (Bağdat Geceleri) gibi bir de rehber hazırlar.
Gazetecilikte, eğer iyi bir haber varsa zaten verilir ama yoksa bunun adına imal etmek, yönlendirmek, yanıltmak, saklamak denir ki rutinleşen, insanların kanıksadığı, umurlarında olmadığı durumlarda ortaya atılır. Hoş, bazen halk değil gazete yöneticileridir sıkılan. Hep aynı haber gelmesinden sıkılarlar. Ama eğer Irakta olan biten iç acıcı değilse gazetecilik açısından ne yapılabilir ki? Bu gerçekten kaçmak, işlenilen suçu gizlemekle eş anlamlıdır.
CBSin Bağdat büro şefi Lara Logan da duruma isyan etmiş. Oysa Logan da 4-5 yıl önce güzel sarışın kategorisinden Bağdata atanmıştı ama iyi işler yaptığı söylenebilir. Ancak Amerikan medyasının Bağdatta pembe tablo çizme niyetine ve Irak haberlerinden sıkılmasına isyan ediyor.
 |
| Lara Logan |
Bana Amerikan halkına olumsuz ve kötü haber verdiğim için sorumluluk duyup duymadığım soruldu. Ben de şu yanıtı verdim: En son ne zaman bir asker cesedi gördünüz. O ceset neye benziyordu? Hangi Amerikalı bir ölünün nasıl bir şey olduğunu biliyor? Ben de kimsenin yapmadığı şeyi gerçekleri söylemeye çalıştım. Bu konuda tabii ki sorumluluk duyuyorum. Bunları göstermek zorundayım. Burada akserler unutulduklarını düşünüyor. Bunu kim biliyor ki! 5 yıldır aynı hikayeleri dinlemekten yorulmuş olabilirler. Ama askerler 5 yıldır aynı şeyi her gün yapmak, ölümle yüz yüze gelmek zorunda. Her gün pusuya düşüyorlar, yaralanıyorlar, travma geçiriyorlar. Sadr şehrinde birkaç saat geçirebilecek kaç Amerikalı olabilir ki? Bunları duymak ve görmek istemiyorlar.
Evet, Amerikan medyası da halkın bunları görmek istemediğini düşüyor. Irak halkı ise sadece bir istatistik onlar için. Yakında Bağdattan kokteyl tarifleri ve gece hayıtının ayrıntılarını aktarmaya başlarlarsa şaşırmayalım. Yaşasın özgür ve mutlu Bağdat. Lütfen Amerikan medyası ve halkını kanlı sahnelerle rahatsız etmeyin.