İran ve Türkiye’nin Ortadoğu’daki yarışı
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Dünya
Ortadoğu
Irak
Kıbrıs
AB
ABD
Genel
Balkanlar
O.Asya-Kafkaslar
G.Asya-Pasifik
Güney Amerika
Afrika
Dünya basını
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Dünya » Dünya basını

İran ve Türkiye’nin Ortadoğu’daki yarışı

Arap bölgesindeki İran ve Türk hareketlerini takip eden herkes son zamanlarda bu iki ülkenin rollerinin artması karşısında dehşete düşmeli.

 DİĞER HABERLER

  DÜNYA - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

Şirzad Yusuf*
NTV-MSNBC
Güncelleme: 17:18 TSİ 19 Haziran 2008 Perşembe

ABU DABİ - Bu iki ülkenin rollerinin artması, Arap ülkeleri ve halkları üzerindeki -klasik ve modern anlamda- emperyalist emellerinin tarihi uzantısını oluşturabilir. Türk Osmanlı ve İran Safevi yaklaşımları arasında hiçbir fark yoktur.
Haberin devamı

1971’den beri Birleşik Arap Emirliklerinin üç adasını istila etmesi sebebiyle Birleşmiş Milletler kararları ve sözleşmeleri gereği, Arap topraklarını işgal eden bir ülke olarak görülen İran, nüfuzunu ve hegemonyasını başka Arap ülkelerine yaymakta tereddüt etmiyor.

İran’ın Lübnan’da, iki Şii harekete, Emel ve Hizbullah’a verdiği maddi ve askeri destek herkesin malumu. Bu desteğin sonucu olarak, bu iki hareket Lübnanlı kardeşlerine silah doğrulttular. Yüzlerce masum insan öldü ve yaralandı.

İran’ın Irak içişlerine müdahalesi de apaçık ortada. Zira şu an İran’da ikamet eden Mukteda El Sadr, Irak hükümetiyle savaşını bitirmedi ve Sadr’ın milisleri, Irak’ı iç savaş sahasına çevirerek birçok katliam işlemekle suçlanıyor.

Suriye’de ise birçok kentte Şii mescitleri inşa edilerek, toplumda İran eğilimli Şiileşmenin yayıldığından bahsediliyor.

HER ŞEYE RAĞMEN TÜRKİYE İLE TİCARET İLİŞKİLERİ İYİ
İran’ın bölgedeki bu açık faaliyetlerine rağmen, Arap ülkelerinin çoğunluğu İran’la olumlu ilişkiler kuruyor. Örneğin bazı Arap ulusalcıların, Arapçılık ve Arap hakkı sancağının taşıyıcısı olarak gördükleri Suriye, yetkililerin açıklamaları doğrultusunda İran’ı bırakılması mümkün olmayan stratejik bir ortak olarak görüyor. Komşu Irak için de bu tutum geçerli. Bazı Iraklı yetkililer İran’ın Birleşik Arap Emirlikleri’nin adalarını işgal ettiği ifadesine dahi karşı çıkıyor. Mesela, Erbil’de yapılan Arap parlamenterlerin son toplantısında Irak’ın işgal altındaki bu üç adanın kapanış bildirisine alınmasına temkinli yaklaştığı dikkat çekti.

1938’de Suriye’nin İskenderun sancağını topraklarına katmasıyla Arap topraklarını işgal eden bir devlet olarak görülen Türkiye’nin rolü ise İran’dan geri kalmıyor. Türkiye, 1998’de Suriye’yi PKK lideri Abdullah Öcalan’ı barındırmakla suçladığı sorunda, Suriye’ye ile ilişkileri gerilmesine rağmen, iki ülke şu an bölgede benzeri olmayan ekonomik ilişkiler kuruyor. Hatta ilişkileri ekonomik sınırları da aştı. Şu an Türkiye, Suriye’nin Golan Tepeleri’nin geri alınması amaçlı Suriye-İsrail görüşmelerini yürütüyor. PKK unsurlarını yakalamak, Türkmen partilere süregelen desteğini sunmak ve Kerkük bölgesinde kargaşa çıkarmak gerekçesiyle Irak topraklarında süren Türk ihlallerine rağmen, Irak’taki Türk yatırımları da Arap yatırımlarından daha güçlü.

TÜRKİYE İRAN’IN AKLINA GELMEYEN YÖNTEMİ BULDU
Ortada İran ile Türkiye arasında Ortadoğu bölgesinde nüfuzlarını yayma noktasında açık bir rekabet var. Fakat ikisi arasındaki tek fark şu: Türkler şu dönemde İranlılardan daha zeki şekilde Arap aklına ulaşabildiler. Şu an Arap kanallarında yayınlanan Türk dizileri benzeri görülmemiş bir halk kabulüyle karşılaşıyor. Hatta bu dizilerin oyuncularının resimleri, sanki Arap liderlerimizin resimleriymiş gibi, Arap kentlerimizdeki sokakları ve dükkanları işgal ediyor. Kendi sanatçımız merhum Sadullah Vunus’tan özür diliyoruz. Arap ülkelerinde bizler senin dediğin gibi ümitli değiliz. Aksine bizler şu an İran, Türkiye ve ‘ıhlamurlar altındaki’ Türk dizisine mahkum olduk.

*Birleşik Arap Emirlikleri’nde yayımlanan Ahbar El Arap gazetesi, 16 Haziran 2008, Iraklı yazar, Arapçadan çeviri: Halil Çelik

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

zafer  - İstanbul
20 Haziran 2008, Cuma 00:18  
Yazarın sözünü ettiği Safeviler Türk kökenlidir. Safevi Devleti daha sonra İranileşmiştir.

bahadır barışık  - İzmir
19 Haziran 2008, Perşembe 10:18  
Batılı devletlerin her zaman olduğu gibi şu anda da tek amacı Ortadoğuya hükmetmek zaten. Çöküşte olan Batı (ekonomik, siyasi, ve manevi) bu süreci yavaşlatabilmek için Doğu nun tüm kaynaklarını ele geçirmek istiyor, her devirde yaptığı gibi.Bizler neden birbirimize onlar gibi davranıyoruz? Öncelikle biz kuvvetli ve güçlü olmalıyız. Birbirimize sahip çıkmalıyız. Bu bir gün elbette olucak ama neden daha önceden uyanmayalım. Ama ne yazık ki şöyle bi gerçek var; Ulkeler arasında ebedi dostluklar da yoktur ebedi düşmanlıklarda sadece menfaatlar vardır.

engin  - Antalya
18 Haziran 2008, Çarşamba 20:12  
her Arap"ı suçlamıyorum ama 1.dünya savaşında bol ingiliz altını alan Arapları neden yazmadın hani Türkiye"yi arkadan vuranları... Türkiye yine de barış ülkesi ki böyle bi hainliği affetti. barıştan şüpheleri olanlar bosna herse"e, afganistan"a, pakistan"a, g.kore" ye Türkiye"yi sorsunlar.

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları