Çocuklukları birlikte geçen K.K. Downing ve Ian Hill İngiltere West Bromwichte yakın arkadaş oldular ve müzikal anlamda aynı türlere ilgi duyduklarını fark ederek enstrüman çalmayı öğrendiler. Gruplarının adına da Bob Dylanın The Ballad of Frankie Lee and Judas Priest şarkısından esinlenerek Judas Priest adını verdiler. Al Atkinsin vokalist olarak gruba katılmasıyla birlikte yollarına devam ettiler.
Lider konumundaki Downing, grubun tarzını heavy rockla başlayan ve heavy metal tarzına yaklaştıran bir tutumdaydı. Grup 1974 yılına kadar Birmingham çevresinde çeşitli davulcuların katılımıyla sahne aldı. Ama albüm çalışmaları sırasında çıkan finansal aksaklıklar, gruba katılan isimlerin sık sık değişmesine neden oluyordu.
Bu sırada Ian Hill bir kadınla flört etmekteydi ve kız arkadaşı vokalist olarak kendi erkek kardeşini önerdi. Böylece grubun değişmez üyesi Rob Halford Judas Prieste dahil oldu. Onunla birlikte John Hinch grubun davulcusu, Glenn Tipton da ikinci gitaristi olarak çalışmaya başladı.
1974te ilk singleları Rocka Rollayı çıkaran grup ardından aynı isimli albümlerini piyasaya sürdü. Ancak gerek ses kayıtları gerekse prodüktörün çalışmalarına fazla müdahale etmesi yüzünden rahatsızlık duydular ve prodüktörlerini kendileri seçtiler. 1976da çıkardıkları Sad Wings Of Destiny albümleri de bu seçimin bir sonucu oldu.

Foto Galeri: 80lerin metal çocukları

1978deki Staind Glass, 1979daki Hell Bent For Leather albümlerinin ardından 1979da piyasaya sürülen ve en başarılı yapıtlarından biri kabul edilen Unleashed In The Eastle platin plak kazandılar. Victim Of Changes, Tyrant, Genocide, The Ripper parçaları özellikle ilgi gördü.
 |
|
1980de British Steelle grubun şarkıları daha kısa ve radyolarda daha çok yer alacak türdeydi, nitekim United, Breaking The Law, Living After Midnight radyolarda sıkça çalındı.
ZİRVEYE TAŞIYAN PARÇALAR
1982de Screaming For Vengeance, Electric Eye, Youve Got Another Thing Comin ve Riding On The Wind çok popüler oldu.
1986da Turbo albümüyle grup glam metal tarzına kaydı ve daha renkli bir imaj sergilemeye başladı. Albüm büyük başarı elde etti.
VE PAINKILLER GELİYOR
1988deki Ram It Down albümünden sonra davulcu Dave Holland gruptan ayrıldı ve 1990da yayınlanan Painkiller albümü için Scott Travis onun yerine geçti. Painkiller Judast Priest için bir dönüm noktasıydı. Pek çok otoriteye göre Painkiller albümü bu zamana kadar yapılmış en iyi speed metal albümü olarak gösterilir. Turne sırasında sahnede motorsiklete binen Rob Halford bir kaza geçirdi ve yaralandı.
 |
|
Grup 1990 yazında şarkıları bilinçaltında kötü çağrışımlar uyandırıyor gerekçesiyle hedef haline geldi. Grup elemanları ise hayranlarına kötü telkinlerde bulunmak gibi bir amaçlarının olmadığını, amaçlarının olsa olsa daha çok dinlenmek olduğunu açıkladı.
1991 yazında Rob Halford gruptan ayrıldı ve bir thrash metal grubu olan Fighta geçti. Ancak kontratlarla ilgili yükümlülüklerinden dolayı gruptan resmi kopuşu ancak 1993te olabildi. Ancak grubun yirminci yılı şerefine yapılan Metal Works için işbirliği yaptı.
Rob Halford ayrıldıktan sonra yerine Tim Ripper Owens geçti. Ancak Rob Halfordun vokal kabiliyetine sahip değildi ve tam olarak yerini dolduramadı. 1997de Jugulator, 1998de Meltdown, 2001de Demolition, 2003te Live In London albümlerinden sonra grup sessiz kaldı.
1998 yılında homoseksüel olduğunu açıklayarak cinsel kimliğini gizlemeyen müzisyenler grubuna katılan Halfordun 2003 yılının Temmuz ayında gruba tekrar katılımıyla Metalogy albümünü kaydettiler ve 2004te Avrupa turnesine çıktılar.
1 Mart 2005te Angel Of Retribution albümü finansal ve eleştirel yönden büyük başarılı elde etti ve turne de çok fazla insana ulaştı.
Grubun son albümü Nostradamus 17 Haziran 2008de piyasaya sürüldü. Şimdi Judas Priest yeni albümleri kapsamında dünya turnesinde. Romanya konserlerinin ardından Türkiyeye gelecek olan grup eski sevilen şarkılarının yanı sıra Nostradamustan da şarkılar seslendirecek. Grubun konseri, Radyo Eksen- BKM organizasyonu ile Kuruçeşme Arenada gerçekleşecek.
JUDAS PRIEST HAKKINDA...
Saf heavy metal olarak adlandırılan albümleri Sad Wings of Destiny, Sin After Sin, Stained Classtır.
Dissident Aggressor, Sinner ve Tyrant şarkıları kendi zamanının en sert şarkıları olarak bilinir.
Deri giydikleri ve bir albümlerinin adında leather (deri) sözcüğünü kullandıkları için PETA tarafından sürekli eleştirilseler de, onlar kostümlerinin suni olduğu konusunda ısrar ettiler ve tabii ki albümlerinin adını değiştirmeyi kabul etmediler.