M. Çubukçu: Obama kendi olabilecek mi?
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Dünya
ABD'nin Seçimi
Ortadoğu
Irak
Kıbrıs
AB
ABD
Genel
Balkanlar
O.Asya-Kafkaslar
G.Asya-Pasifik
Güney Amerika
Afrika
Dünya basını
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Dünya » ABD

M. Çubukçu: Obama kendi olabilecek mi?

Amerikan başkanlık seçimlerinden çok Demokratların kendi içindeki yarış konuşuluyor. Genç bir siyahla bir kadının mücadelesi sadece Amerika değil dünya açısından da çok önemli. Bu öncelikle Amerikan toplumu için önemli bir değişimin işareti.


 DİĞER HABERLER

  DÜNYA - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 14:09 TSİ 10 Haziran 2008 Salı

İSTANBUL - Ne Barack Obama ne de Hillary Clinton’ın devrimci olması önemli. Ancak, Demokratlar arasındaki yarışta, mücadelenin politik içeriğinden çok, bir siyahla bir kadın arasında seçime zorlanmak Amerika açısından bir devrim niteliğinde. Özellikle Amerikan toplumunun yapısı, zihinsel beslenme kaynakları, dünyayı algılama biçimi göz önüne alındında rakiplerin nitelikleri, “genel dışı” olmaları anlamında önemli. Yani beyaz, Anglo-sakson, Hıristiyan kısaca WASP olarak özetleyip, bir de maçoluğu ekleyebileceğimiz başkan tipinin yerini almak için bir siyah ve bir kadın mücadele etti. Az bir şey değil bu.
Haberin devamı

Amerika gibi ırkçılığın en üst noktaya vardığı, siyah-beyaz ayrımının zihinlerde hala ciddi bir yer tuttuğu bir toplumda bir siyahın çıkıp başkan adayı olması Amerikan toplumundaki değişimin de bir ifadesi.

RÜYANIN NE KADARI GERÇEKLEŞEBİLİR
Martin Luter King’in “bir rüyam var” diyerek tarihe not düştüğü konuşmasının üzerinden 40 yıl geçtikten sonra bir siyah King’in rüyasının en azından bir bölümünü gerçekleştirmiş durumda. Bir bölümünü diyoruz çünkü Obama’nın klasik Demokrat politikaları dışında neler yapacağını bilmiyoruz.

Kampanya boyunca “değişim” temasını işleyen Obama sadece siyahların değil , dünyada kendini dışarlıklı gören “zencilerin” de sempatisini topladı. Afrika halkları çok şey bekliyor.

Ortadoğu halkları ise İsrail’e yolladığı desteğe kadar umut besleniyordu. Ancak Obama o kadar ileri gitti ki “Kudüs’ü İsrail’in bölünmez başkenti” ilan ediverip “rengini” belli etti.

Obama ile Ortadoğu ve “düşman” siyasetinde belli bir yumuşama beklenebilir. Verdiği mesajlar da bu yönde zaten. Öncelikle doğrudan ilişkiyi savunuyor. Bush’un vahşi politikası yerine önce diyalog diyor. Lakin, Bush politikalarının bir anda ters yüz etmesi beklenmemeli. Kendisi de tamamen bir değişim önermiyor. Çünkü kendi handikaplarının farkında.

SİYASETEN VE DİNEN “ŞAHİNLEŞMEK”
2 dönemdir uygulanan Cumhuriyetçi politikaların dünyayı ne hale getirdiğini biliyoruz. Her başkan için öncelikli olan da Amerika’nın çıkarlarıdır. Sadece yöntem farklılıkları söz konusudur. Başkan adaylarının önünde kirli, kapkara bir sayfa mevcut; Amerikan politikalarından nefret eden, Amerika’ya düşman bir dünya yaratılmış durumda. Ortadoğu’daki insanlık dışı manzarayı Bush ve avanesi dışında (şimdi de McCain) kimse herhangi bir gerekçeye oturtamıyor. ABD dünyada imaj ve algılama olarak en kötü dönemini yaşıyor. Obama siyaseten ve niyet olarak bunu bir anda değiştiremeyeceğini biliyor. Üstelik, Obama başkanlığının sabote edilmek istendiğini fark ettiği an, kendisini kanıtlamak için bir şahine dönüşmesi işten bile değil.

Bir diğer “kompleks” ise kampanyası boyunca babasının bir Müslüman olduğu tezinin işlenmesi. Obama’nın babası bir Müslüman ancak kendisi altını çizerek söylemek zorunda kaldığı gibi Hıristiyan. Bu argüman işlenmeye devam ederse Obama Müslüman olmadığını göstermek için daha şahin bir Hıristiyan olabilir.

Zaten, Ortadoğu konusunda çok radikal açılımları yok, olamaz da. Filistin konusuna değinmiyor, İsrail’e destek veriyor. İran’ın nükleer silahlara ulaşmasını engellemek için yapabileceği her şeyi ortaya koyacağını söylüyor. Irak’tan kademeli olarak çekilmeyi öneriyor. Afganistan’dan kurtulmalıyız diyor.

Özetle, Obama McCain karşısında daha iyi bir Amerikalı olduğunu gösterebilmek amacıyla iyi bir “beyaz” olduğunu kanıtlamaya girişebilir. Eğer Ortadoğu’da işler istediği gibi gitmez, kontrol kaybolursa sertleşebilir.

Barack Obama Amerika’daki bir değişimin ifadesi, daha iddialı bir ifadeyle Amerika için bir devrim anlamı taşıyor. Ancak, Amerika’nın dünyadaki politikaları açısından aynı ifadeler geçerli olacak mı göreceğiz. Amerikan toplumu ırkçılık, kadın düşmanlığı gibi bir büyük kompleksini aşmaya çalışırken Obama’nın başarısı “beyaz” olmadan, Hıristiyanlığını kanıtlamaya çalışmadan kendi olmasına bağlı.

Amerikan politikasında hızlı bir değişim beklemek ise hayalcilik olur.

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları