Prof. Dr. Naci Görür, Marmaranın tabanındaki faylardan çıkan gaz ve suların fayın canlı olduğunu gösterdiğini belirterek 1999 Gölcük depremi Marmara Bölgesini topun ağzına getirdi. Şimdi Marmaranın altındaki fay çatırdıyor dedi.
İSTANBUL - İTÜ Maden Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naci Görür, Yıldız Teknik Üniversitesinde Beklenen Marmara Depremi konulu bir konferans verdi. Marmaradaki fayı incelemek için 1 ay boyunca her gün Nautile adlı denizaltıyla bin metreden fazla derinliğe inerek araştırma yaptıklarını anlatan Görür, vatandaşların kime inanacağını şaşırdığını, İstanbul Valisi Muammer Gülerin bile Herkes bir şey söylüyor biz hangisine inanalım dediğini anlattı.
Yaptıkları araştırmaların binlerce Euroya mal olduğuna ve bilimsel bir ekip tarafından gerçekleştirildiğine dikkati çeken Görür, böyle bir ekibin başkanı olarak konuştuğunu ancak hiçbir araştırma yapmadan televizyonda konuşanlar bulunduğunu söyledi.
MARMARADA NEYİ TARTIŞIYORSUNUZ? Araştırma sonuçlarına göre Marmaranın tabanında canlı bir fay sistemi olduğunu, bu fayın bugün, yarın veya öbür gün büyük bir deprem üreteceğini dile getiren Görür, şöyle devam etti:
Hiç kendinizi kandırmayın. Bu fay daha önce de böyle deprem üretmiştir. İstanbul defalarca yıkılmıştır. Tarihi eserler de yıkılmış tekrar tekrar yapılmıştır. Osmanlı padişahlarına şehri terk ettirecek, küçük kıyamet diye nitelendirilen depremler olmuştur. Bu ülkede 5 büyüklüğündeki depremlerde bile insanlar ölüyor. Siz Marmarada neyi tartışıyorsunuz?
FAY BOYUNCA GAZ VE SU ÇIKIYOR Prof. Dr. Görür, fay boyunca gaz ve su çıkışlarının olduğunu, bunun da fayın canlı olduğunu gösterdiğini dile getirerek, çağdaş ülkelerde böyle bir şey olduğunda fay üzerinde gözlem istasyonları kurularak veri toplanacağını söyledi. Prof. Dr. Görür, şöyle konuştu:
Çindeki deprem Marmara depremini tetikler mi? diye soruyorlar. Marmaranın altındaki fay 1999 yılında tetiklenmiştir. 1999da meydana gelen depremle 220 yılda birikmesi gereken enerji 55 saniyede Marmaraya yüklenmiştir. Kurşun namluya verilmiştir. Tetiğin çekilmesini bekliyor. 1999 Gölcük depremi, Marmara bölgesini topun ağzına getirdi. Önümüzdeki 30 sene içerisinde her an bu olabilir denildi. Şimdi Marmaranın altındaki fay çatırdıyor. Şanslıyız 9 yıl bir şey olmadı. Şanssızız çünkü bu 9 yılda yöneticilerimiz gerekli önlemleri almadı.
İstanbuldaki yapı stokunun yüzde 60ından fazlasının kaçak veya mühendislik kurallarına uygun yapılmamış binalardan oluştuğunu anlatan Görür, Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansının (JICA) hazırladığı rapora göre, büyük bir can kaybının beklendiğini ancak kimsenin bunu umursamadığını savundu.
İSTANBULDA 40 BİN BİNA AĞIR HASAR ALACAK Görür, Prof. Dr. Mustafa Erdikin başında bulunduğu bir çalışmayla hazırlanan rapora göre depremde İstanbulda 35-40 bin binanın ağır hasar alacağını, 30-40 bin kişinin öleceğini, 120 bin kişinin yaralanacağını, 430-600 bin ailenin açıkta kalacağını ve ekonomik kaybın 60 milyar dolar olacağını savunarak, bunların iyimser rakamlar olduğunu söyledi.
İstanbul için 3-5 milyar dolarla çok şey yapılabileceğini, bunun verilmemesinin 60 milyar dolara mal olacağını vurgulayan Görür, afet yönetim politikalarından vazgeçilerek risk yönetimi yöntemine yönelmek gerektiğini bildirdi.
naci hocamız çok doğru söylüyor lakin
nedense ne deprem nede afaetler
konusunda hala çok değil öokçok
gerilerdeyiz, neden güzel yurdumda
insan değeri ucuz bile değil değeri
yokki ucuz olsun!
iş kazaları sonucu her yıl düzüneler
yitip gidiyor ve sürekli güdemde
olmasına rağmen iş kazaları konusunda
bile laf üretmekten başka hiçbir icraat
söz konusu değil, evet icraatlar var
var lakin ya lafta yada kahıt üzerinde
kalıyor tatbik ise malesef yok
malesef!...
bu gün bir basına duyuru niteliğinde
aka derneğinin bir yazısını okudum ve
görünen oki stk"lara bile sözde çok
değer veriliyor lakin--
Sinan SUNMAN - İstanbul
24 Haziran 2008, Salı 02:00
naci hocamız çok doğru söylüyor lakin
nedense ne deprem nede afaetler
konusunda hala çok değil öokçok
gerilerdeyiz, neden güzel yurdumda
insan değeri ucuz bile değil değeri
yokki ucuz olsun!
iş kazaları sonucu her yıl düzüneler
yitip gidiyor ve sürekli güdemde
olmasına rağmen iş kazaları konusunda
bile laf üretmekten başka hiçbir icraat
söz konusu değil, evet icraatlar var
var lakin ya lafta yada kahıt üzerinde
kalıyor tatbik ise malesef yok
malesef!...
bu gün bir basına duyuru niteliğinde
aka derneğinin bir yazısını okudum ve
görünen oki stk"lara bile sözde çok
değer veriliyor lakin--
Aşkın Yaka - İzmir
02 Haziran 2008, Pazartesi 22:03
İlgili belediyeler tarafından, yeni
yapılacak binaların müteahhitlerinden,
yapacakları binaların nitelik ve
nicelikleriyle orantılı olarak, daha
önce tespit edilmiş ve güçlendirilmesi
gereken binaların işlemleri vb görev
ve sorumlulukları üstlenmesi istenerek
somut adımlar atılabilir.