Suriye’den sürpriz dönüş
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Dünya
Ortadoğu
Irak
Kıbrıs
AB
ABD
Genel
Balkanlar
O.Asya-Kafkaslar
G.Asya-Pasifik
Güney Amerika
Afrika
Dünya basını
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Dünya » Dünya basını

Suriye’den sürpriz dönüş

Dün Şam ve Tel Aviv’den, Türkiye’nin arabuluculuğuyla dolaylı barış görüşmelerinde bulunulduğuna dair yapılan sürpriz ilan, bazı Suriye politikalarındaki kapalılık halini doğruladı.

 DİĞER HABERLER

  DÜNYA - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

Abdulbari Atvan*
NTV-MSNBC
Güncelleme: 09:05 TSİ 26 Mayıs 2008 Pazartesi

LONDRA - Suriye hükümeti geçen beş yıl boyunca kendisini Arap bölgesindeki ‘direnişçi devletlerin lideri’ olarak sunuyor, Amerikan-İsrail hegemonya projelerine karşı çıkan bloğun içinde yer alıyor, Filistin direniş gruplarına kucak açıyor ve Amerikan sınıflamasına göre şer ekseninin omurgası İran’la stratejik koalisyon kuruyordu. Bu yüzden şu an kendisine yönelen soru, “Dış politikasındaki bu sürpriz siyasi dönüş, ciddi strateji dönüşümü mü? Yoksa taktiksel ve zaman kazanma amaçlı bir strateji mi?” sorusudur.
Haberin devamı

Suriye diplomasisinin mühendisi dışişleri bakanı Sayın Velid El Muallim’in yaptığı açıklamalar ise, akıllardaki soruyu daha da keskinleştirdi. Muallim, bizzat Recep Tayyip Erdoğan’ın gözetiminde yapılan Ankara müzakerelerinde beklenen ilerleme sağlanırsa, ülkesini İsrail tarafıyla direkt müzakerelere de hazır olduğunu ifade etti.

Suriye resmi açıklaması, İsrail tarafının Golan Tepeleri’nden 4 Haziran 1967 sınırlarına kadar tamamen çekilmeye hazır olduğunu teyit ediyor. Ehud Olmert’e yakın İsrailli kaynaklarsa bu hazırlıktan şüphe ediyor. Fakat açıklamada yer almayan nokta Golan Tepeleri’nden tamamen çekilmesi durumunda, Olmert hükümetinin elde edeceği karşılığın ne olduğu. Bu çekilmenin Suriye’ye maliyeti rekor derecede olacaktır.

OLMERT “GÜÇLÜ LİDER” MESAJI VERMEK İSTİYOR
Bu dolaylı müzakerelerin açıklanma zamanlaması da şaşırtıcı gerçekten. Açıklama, Katar Emiri’nin Lübnan krizinin çözümü ve iç savaş hayaletinin uzaklaştırılması için neredeyse imkansız görünen bir anlaşmayı sağlamadaki başarısının yanı sıra, Başbakan Ehud Olmert’in şu an polisin soruşturduğu ve birçoklarının hali hazırdaki konumundan alınıp, siyasi hayatının tamamen bitmesine yol açabileceğini düşündüğü rüşvet skandalıyla boğuştuğu bir zamanda geliyor.

Bu müzakereleri teşvik eden, ve direkt görüşmeler yapılmasında istekli olan Suriyeli yetkililerin, aynı tuzağa düşmeden önce dersler almaları için, Filistin müzakere deneyiminin ve bu görüşmelerin başarısızlığı karşısında Ramallah’taki yönetimi vuran hayal kırıklıklarının ayrıntılarına vakıf olup olmadıklarını bilmiyoruz.

Filistin Yönetimi Başkanı Sayın Mahmud Abbas, Olmert’le işgal altındaki Kudüs’te çoğu kapalı 17’den fazla birebir görüşme yaptı. Ayrıca bu görüşmelerin hamisi ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, bölgeye geçen 20 ay zarfında 14’ten fazla ziyarette bulundu. Bununla birlikte su ve sınırlar gibi kolay ve yarı kesinleşmiş konular da dahil, hiçbir konuda gerçek bir ilerleme yaşanmadı. Bu görüşmeler, yerleşim birimleri sorununun çözülmesi veya bir başkasının inşasının engellenmesi, hatta Batı Şeria’da bir barikatın ortadan kaldırılması noktasında dahi başarısız oldu.

Yaygın kanaat, Suriye ve İsrail taraflarının zaman kazanmak ve üzerlerindeki baskıları hafifletmek istedikleri yönünde. Zira Suriye, İsrail kanalıyla Arap dünyasında ve uluslararası alanda yalnızlığını kırmak istiyor ve Suriye rejimine düşman hali hazırdaki yönetimin zehirinin çekilmesi için Washington’a yakınlaşmaya çalışıyor.
Olmert ise oldukça zor günler yaşıyor ve Suriye ile müzakeri açarak dikkatleri iç krizlerden başka tarafa çekmek, kendisinin komşularıyla ve özellikle de ezeli düşmanı Suriye ile barış yapmaya kadir güçlü bir lider olduğu mesajını vermek istiyor.

SURİYE GOLAN’SIZ GÜVENLİ YAŞAYABİLİR
Suriye hükümetinin zayıf olduğu ve geçen yıllar boyunca İsrail’e müzakere talebinde bulunma amaçlı işaretler ve heyetler gönderdiğini söyleyenler var. Bu zayıflık, İsrail uçaklarının ülkenin kuzey doğusundaki Dey Ruz kenti yakınlarındaki nükleer tesis olduğuna inanılan bölgeye saldırdığı ve hiç kimsenin itirazı olmaksızın yerle bir etme başarısı gösterdiği vakit zirve yaptı. Bunu Suriye’nin anlattığına göre, İsrail istihbaratının Şam’ın göbeğinde ve oldukça sıkı korunduğu söylenen bir bölgede, Hizbullah’ın komutanlarından İmad Mugniye suikastındaki başarısı izledi. Dahası Amerikan ambargosu dayatılmış durumda ve yolsuzluk sebebiyle ekonomik kriz yaşıyor.

Suriye’nin müzakere tercihi, zayıflık ve güçlüğünden dolayı olsun veya olmasın; bu tercih tamamen ters sonuçlarla gelebilecek bir kumar oynamayı içeriyor. Zira Suriye’nin sonuçları garanti olmayan direkt müzakerelere girmesi, özellikle de Lübnan’daki muhaliflerine karşı başarıyla kullandığı güçlü kartı kendisinden mahrum bırakacaktır.

Suriye rejimi, tıpkı geçen 40 yıl boyunca olduğu gibi, Golan Tepeleri’nin İsrail işgalinde kalmasıyla birlikte istikrarlı ve güvenli yaşayabilir. Fakat Suriye, egemenliğini azaltan, İsrail zincirleriyle ağırlaşmış kör topal bir barışı kabul ederse, durumu alçaltılmış İsrail şartlarına boyun eğerek barıştan ve anlaşmalardan kelek karpuz dışında bir şey elde edemeyen diğer Arap rejimleri gibi olacaktır.

HAFIZ ESAD’IN VASİYETİ NE OLACAK?
Hatta Suriye, Golan Tepeleri’ni iade edecek bir anlaşmaya hazır ve kadir olsa bile, Şam yönetimi ülkesindeki Filistin gruplardan Lübnan’da Hizbullah’la koalisyondan tamamen vazgeçmesini, İran’la koalisyonu bırakıp İbrani devleti ile ‘sıcak doğallaşmaya’ katılmalarını isteyecektir. Son olarak da Suriye’nin Golan’ın silahtan arındırılmasını, Amerikan veya uluslararası gözlemci güçlerin ve organların varlığını kabul etmesi şartı geliyor.

Bu karşılık Suriye’nin, tarihinin, politikalarının ve koalisyonlarının yeniden formüle edilmesi anlamına gelecek. Bu ise yüzeysel estetik amaçlı değil, köklü bir değişim operasyonu. Tabi sadece iktidar sistemi için değil, aynı zamanda Suriye’nin beşeri, sosyal ve zihinsel altyapısı için.

Hali hazırdaki rejimin kendisine yöneltilen köklü değişimi kabul edeceğinden şüpheliyiz. Ayrıca bölgede barış yönünde ilerleyen bir havanın olduğundan da kuşkuluyuz. Aksine gördüklerimiz Gazze’nin işgal edilmesiyle başlayacak ve ardından İran ve Suriye’yi tuzağına çekmek için Lübnan’a taşınacak kapsamlı bölgesel bir savaş sahasına hazırlıktır. Başkan Bush bölgeye yönelik son ziyareti sırasında barış girişimini diri diri toprağa gömdü ve İsrail’i esaslı müttefik, hatta ilk kurşunu atmayı kararlaştırdığı zaman gelecek yeni savaşında güveneceği ortak olarak belirledi.

Suriye eski Başkan Hafız Esad, hayatı boyunca İsrail ile barış anlaşması imzalamayacağını sürekli tekrarlıyordu. Böyle bir anlaşmanın, ülkesi ve bölge için tehlikelerini ve alçaltıcı sonuçlarını çok iyi bildiği için sözünde durarak bu dünyadan ayrıldı. Yerine geçen oğluna da aynı tutumu vasiyet ettiği şüphesiz. Şimdi soru şu: Bu vasiyete uyulacak mı? Yahut rejimi koruma adı altında parçalanacak mı? Önümüzdeki birkaç ay bu soruya yanıt verecek.

* Londra’da yayımlanan “El Kuds El Arabi” gazetesi, 22 Mayıs 2008, Genel Yayın Yönetmeni, Arapçadan çeviri: Halil Çelik

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları