ABD ve İngilterede küresel kredi sıkışıklığı nedeniyle konut kredisini ödeyemeyenler, evcil hayvanlarını sokağa bırakıyor. Hayvan hakları savunucuları, bu ülkelerde başıboş hayvan sayısının hızla arttığını söylerken, Türkiyeyi istisna kabul ediyorlar.
İSTANBUL - Kredi sıkışıklığının son kurbanları İngilteredeki ev hayvanları mı? sorusunu gündeme getiren İngiliz Independent gazetesi, küresel kredi sıkışıklığının İngilteredeki ev hayvanlarına etkisini ele aldı. Ülkede konut kredisini ödeyemediği için evine el konulanların sayısı arttıkça, hayvan sahiplerinin evcil hayvan beslemekten vazgeçtiğini yazan gazete, binlerce kedi ve köpeğin sokaklara atıldığını söylüyor. Küresel kredi sıkışıklığından büyük oranda etkilenen ABDde de, kedi, köpek ve özellikle bakım maliyetleri daha yüksek olan atlar sokağa terk ediliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Tuzla Rehabilitasyon Merkezi Gönüllüsü İnci Kutay ile Barınak Gönüllüleri ve Hayvanlara Yaşam Hakkı Derneği Yön. Kur. Bşk. Jale Güven, durumu NTVMSNBCye değerlendirdi.
İnci Kutay, İBB Tuzla Rehabilitasyon Merkezi
İNGİLTEREDE HAYVAN SAHİBİ OLMANIN BEDELİ AĞIR The Independent, bu yılın ilk dört ayında sokağa bırakılan kedilerin, geçen yıla göre yüzde 77 artış gösterdiğini yazdı. Londra sokaklarında her geçen gün başıboş dolaşan kedi, köpek, hatta at görme ihtimali ağırlık kazandı. İngilteredeki gibi hakları hukuki yaptırımlarla garanti altına alınan hayvanlar bir anda dezavantajlı duruma düştü. Hayvan sahipleri ceza ödememek için hayvanlarını sokağa bıraktı.
Yurtdışında evcil hayvan alabilmek için önce satış yerlerine başvuruyorsunuz. Sonra evinize gelip kontrol ediyorlar. Bakacağınız yer uygun mu? Masrafları karşılayabilecek misiniz? Ne kadar süre yalnız kalacak? Tatile çıktığınızda kim bakacak? Bu araştırmalar yapıldıktan sonra bir evcil hayvan sahibi olabiliyorsunuz.
MALİYET YÜKSEK Bu hayvanlar da size kayıt altında verildiği için, belli dönemlerde veteriner kontrollerini de yaptırmak zorundasınız. Tabii veteriner maliyetleri İngilterede, Türkiyede olduğundan daha yüksek. Örneğin Türkiyede muayene 20 YTL ise, İngiltere bunun üç katı civarında. Ekonomik kriz zamanında insanlar bu masraftan kaçınmak istiyorlar, fakat tabii ki orada hayvanınızı kolay kolay terk edemiyorsunuz. Bunun para, hatta hapis cezası var. Dolayısıyla kişi, bu cezalarla karşılaşmamak için, hayvanını yetkili kuruma vermiyor da sokağa bırakıyor.
TÜRKİYEDE KRİZ OLMASI GEREKMEZ Türkiyede hayvanların terk edilmesi için bir kredi krizi olmasına gerek yok. Hayvanların kısırlaştırılması gibi bir şart olmadığı için doğan yavrular önce sokaklara, sonra belediyeler kanalıyla ormanlara atılıyor. Orada öldürülebiliyor ve böyle bir döngü devam ediyor.
Bu da ciddi bir paradoks, çünkü devlet hem üretimi kontrol altına almıyor, hem de belediyeler aracılığıyla hayvanları ölüme gönderiyor. Dolayısıyla sorun hayvan değil, insan. Toplumda çocukluktan başlayarak insanlara hayvanların da canlı olduğunu hatırlatmak, onların da duygularının olduğunu, canlarının acıdığını öğretmek gerekiyor.
Türk halkında, özellikle kırsalda, genel olarak hayvanın etinden ve sütünden yararlanmak gibi bir bakış var. Yaşantısını hayvanla paylaşmak gibi bir bakış açısı yok.
Fakat ben çocukluğumdan hatırlıyorum, şehir hayatında kapı önlerine kedi-köpek için yemek bırakılması, kuşlara su bırakılması öğretilirdi bize. Anadoludan büyük şehire göç ivme kazanınca, hayvana köyde nasıl bakıyorsa şehirde de öyle bakılmaya başlandı.
DENETİM YOK 5199 sayılı yasa, sahipsiz hayvanların sahibinin belediyeler olduğunu ve belediyelerin barınma evleri açıp hayvanları denetim altına almasını söyler.
Fakat ne Tarım, ne de Çevre Bakanlığı, pet shopları ya da üretim çiftliklerini denetleniyor. Hem sokaktaki hayvan sorun olarak görülüyor, hem de üretim kontrol altına alınmıyor.
İngilterede dört, Fransada beş veterinerlik fakültesi varken, Türkiyede 21 veterinlerlik fakültesi var. Birçoğu enjektör tutmayı bile bilmeden mezun oluyor ve onları yetiştirecek öğretim görevlisi sayısı da az. Bu bir bilinç sorunu. Jale Güven, Barınak Gönüllüleri Derneği, Yön. Kur. Bşk.
KREDİ SIKIŞIKLIĞI DEĞİL, ALGI SORUNU Şu anda İngilterenin gündemine taşınan bu sorunun temelinde ekonomik sorunlar yatsa da, hayvan sahiplerinin gözden çıkarılacaklar listesinin başına evcil hayvanlarını yerleştirmelerinin onaylanır bir tarafı olamaz.
Bir canlının sorumluluğunu alıyorsanız, dünyanın neresinde yaşıyor olursanız olun, o canlı artık size emanettir. İstisnai durumlar elbette ki anlayışla karşılanabilir, ama İngilterede bir yıl içinde 10 bine yakın evcil hayvan ölüme terk ediliyorsa, burada bir algı sorunu var demektir.
Ülkedeki kredi krizi gündeme gelmeden önce de, özellikle tatil öncesi, otobanlara ve barınaklara terk edilen evcil hayvanların haberlerini okuyorduk. Yani, anlayış değişmedikçe, evcil hayvanlar en kolay gözden çıkarılabilecekler listesinin başında olmaya devam edecektir.
HAYVANLAR OYUNCAK DEĞİL Şu anda barınaklar terk edilmiş cins köpeklerle dolup taşıyor. Sivil toplum kuruluşları birkaçına yeniden yuva bulmaya uğraşırken, yerlerine her gün yenileri geliyor. Bu yüzden hep aynı şeyi söylüyoruz. Bir hayvanın sorumluluğunu almak bir insanın sorumluluğunu almaktan farksızdır. Sadece sevimli olduğunu düşünüyorsanız, lütfen oyuncak mağazalarına gidin.
ya bu nasıl bir vicdandır; insan o
hayvancağızı sokağa atarken hiç mi
arkasına dönüp bakmaz!!
cem - İstanbul
22 Mayıs 2008, Perşembe 02:47
Hayvanların ülkemizdede maruz kaldığı
durum pekde içacıc değil maalesef.Hala
kuru ekmekle hayvan beslenebilir
mantığı hakim.Eğitimin şart oldugunu
düşünüyorum,ayrıca Avrupa"nın bu konuda
sızlanması yanlış,isteseler fonlarından
yeterli payı ayırabilirler,peki ya
bizde??
burak - İstanbul
21 Mayıs 2008, Çarşamba 22:04
insana bu kadar sadık ve yemekten baska
hiçbirsey beklemeyen, sevgisini ve
sadakatini herzaman düşünmeden veren bu
mucizevi hayvanları ,köperleri, nasıl bu
duruma sokarlar anlamak mümkün değil..
tabiiki insanın aklına hemen kendine
saygısı olmayanın hayvanlara hiç saygısı
olmaz sözü geliyor