Avrupa Birliği Komisyonu, yıllık 60 milyar dolardan fazla bir rakamla birliğin en büyük harcama kalemi olan Ortak Tarım Politikası için yeni öneriler açıklamaya hazırlanıyor.
LONDRA - Komisyonun önerileri, beş yıl önce başlatılan reform sürecinin devamı. Amaç, birliğin tarım politikasını çevreye daha duyarlı ve verimli kılmak. Ayrıca birliğin çiftçilerini dünya pazarlarında rekabet edebilir duruma getirmek.
Reform planlarında süt kotalarının 2015e dek kalkması ve çiftçilere ürettikleri gıda miktarına göre değil, çevreye saygı, gıda güvenliği, hayvanların yaşadığı koşullar gibi kriterler üzerinden destekleme ödemeleri yapılması önerilerinin yer alması bekleniyor.
Büyük çiftliklere yapılan ödemelerin de azaltılacağı tahmin ediliyor. Buradan elde edilen tasarruf ise geleneksel aile çiftliklerinin desteklenmesini öngören yeni kırsal kalkınma politikasına aktarılacak.
İngiltere Maliye Bakanı Alistair Darling, ABnin reformları daha da ileri götürerek çiftçilere yapılan tüm doğrudan ödemeleri kaldırması gerektiğini savundu. Ancak komisyonun tarımdan sorumlu üyesi Mariann Fischer Boel, bu önerinin uygulanmasının siyaseten imkansız olduğu görüşünde.
BBC Avrupa Editörü Mark Mardell de Boelin büyük olasılıkla haklı olduğunu söylüyor. Mardelle göre tarım sübvansiyonlarından en çok faydalanan ülke olan Fransa eski sistemin bazı unsurlarını devam ettirmek için büyük bir uğraş verecek. Mardell, bu konuda gelecek ay ve yıllarda birlik içinde yoğun tartışmaların yaşanacağını da belirtiyor.
Avrupa Komisyonunun yeni önerilerinin kabul edilmesi için 27 üye ülke ve Avrupa Parlamentosunun da onayı gerekiyor.
GIDA KRİZİ REFORMU GEREKLİ KILIYOR Tarım politikasında reform isteyenler, dünyada gıda fiyatlarının arttığı bir dönemde Avrupalı çiftçilerin ekonomik açıdan güçlü olduğunu, bu yüzden değişime daha istekli olacağını savunuyor. Ayrıca bu krizin, tarım politikalarında reform gereğini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtiyorlar.
Buna karşılık örneğin Fransızlar, gıda fiyatlarındaki artış yüzünden Mısır, Haiti, Meksika gibi ülkelerde çıkan isyanlara dikkat çekerek, tarım sübvansiyonlarının Avrupanın gıda güvenliği politikasının temel taşı olarak korunması gerektiğini söylüyor.
Tartışmalı bir tarım yasasının gündemde olduğu ABDde de benzer tartışmalar var. Gelişmekte olan ülkeler ise bu tartışmaları kaygıyla izliyor ve zengin ülkelerin çiftçilerine destek vermesinin kendi rekabet şanslarını yok denecek kadar azalttığını vurguluyor.