G. Afrika’da belgesellerdeki gibi yaşamak
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Yaşam
Ramazan
İnsanlar
İlişkiler
Alışveriş
Hayvanlar Alemi
Lezzet
Gezi
Taylan Kümeli ile Yaşama Sanatı
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Yaşam » İnsanlar

G. Afrika’da belgesellerdeki gibi yaşamak

BMW Rider Academy, motosiklet tutkunlarına ilk kez Güney Afrika turu düzenledi. Tura katılan Sarper Sesli, “5 büyüğü (fil, gergedan, leopar, aslan ve buffalo) gördük, büyük beyazın (köpekbalığı) yanına daldık. Kısacası belgesellerdeki gibi yaşadık” diyor.


 DİĞER HABERLER

  YAŞAM - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 14:46 TSİ 14 Mayıs 2008 Çarşamba

İSTANBUL - BMW Rider Academy tarafından Türkiye’de ilk defa Güney Afrika’ya motosiklet turu düzenlendi. Tura katılan ve “Belgesellerdeki gibi yaşadık” diyen Sarper Sesli, G. Afrika deneyimini NTVMSNBC’ye anlattı:
Haberin devamı

“İlk durağımız Johannesburg’du. Uçuşun yorgunluğunu atmak için hemen otelimize yerleştik. Ama kimsenin uyumaya niyeti yoktu, şehir turu atıp Güney Afrika’ya has yemekler yedikten sonra odalarımıza çekilmek istiyorduk. Öyle de oldu.

Sabah erkenden Kruger Park’taki safari maceramıza gitmek için otelden alındık ve yola çıktık. Akşam üzerine doğru Sabi Sand’e vardık. İki gün sürecek olan maceramız bizim için yeni başlıyordu. Gerçekten o kadar yol gitmişken bu iki günü tam anlamıyla yaşamadan dönmemek gerekiyordu. 20 bin km2’lik, vahşi bir coğrafyanın ortasında hem sabah, hem akşam, hem de gece vakit geçirmek ilginç bir deneyimdi. Sanki kafesleri kaldırılmış bir hayvanat bahçesindeydik. Bizi izleyen tanımlayamadığımız bazı gözlerin içine bakarak dolaşıyor ve onların güçlerini yanıbaşımızda hissedebiliyorduk. Biz şanslı bir ekip olarak ‘Big Five’ denilen Afrika kıtasının en güyük beş hayvanını (fil, gergedan, leopar, aslan ve buffalo) görmüş ve ‘ranger’ımız olan Jacque sayesinde onları daha yakından tanıyabilmiştik.

Gerçekten unutulmayacak atmosferi, yemekleri, çalışanları ve misafirperverlikleriyle Kruger Park hafızalarımıza kazınmıştı. Ayrılığa üzülsek de bundan sonraki günlerde motosikletlerimizi Afrika kıtasının en güzel yollarında kullanabilme imkanı bulacağımız için seviniyorduk. Cape Town’a doğru yola çıktık. Şehre akşamüzeri vardığımızda gerçekten sanki bize ait bir bölgeymiş gibi her katılımcıya birer villa düşen Waterkant bölgesine yerleştik. Ertesi güne enerji gerekiyordu, güzel bir restorana gidip deniz mahsüllerinden oluşan nefis bir yemek yedik.

Sabah BMW F650 GS ve R 1200 GS’lerimiz kapıdaydı. Ben ve ekipten arkadaşım Burak erkenden motosikletlerin tüm kontrollerini yaptık ve bize rehberlik yapacak Albert ve Joe ile güvenlik detaylarını konuştuk.



İlk günkü rotamız ünlü şarap çiftliklerinin olduğu Stellenbosh’tu. Muhteşem dağ yollarında motosiklet sürmenin keyfini yaşıyorduk. Sonrasında çita sevmek isteyenler için Spier’da durduk ve sonra yine yola devam... Kimse motosikletten inmek istemiyordu. Hugenot Pass’dan Franschoek’a geçtik. Güney Afrika’da şarapçılığın başlamasında 1600’lü yıllara denk geldiği için bölgedeki tüm tabelalar Fransızca olması dikkatimizi çekti.




Çok güzel bir şarap çiftliğinde yemeğimizi yedikten sonra Cape Town’a döndük, akşam da şehrin merkezi Waterfront’a gittik ve Afrika müzikleri eşliğinde yemeğimizi yedik. İkinci gün sabah çok erken kalktık, yaklaşık 600 km. sürecek beyaz köpekbalığı dalışı yapacağımız Hermanus - Gansbaii’deki Klenbai Körfezi’ne doğru yola çıktık. 12 saat sonra boyları 4-6 m arasında değişen dünyanın en tehlikeli deniz canavarlarının yanına dalacaktık. Bizi bekleyen teknemize bindik ve dalış yapacağımız yere 800 beygirlik bir tekneyle dalgaların üzerinden atlayarak açıldık. Belgesellerde izlediğimiz gibi sırayla kafeslerin içine girdik. Artık ‘büyük beyaz’la aynı sudaydık. Gerçekten tecrübe edilmesi gereken bir deneyim. Dalışımız sona erdiğinde bence dünyadaki en güzel sahil şeritlerinden birisi olan Pringle Bay-Gordon’s Bay-Strand’a eşsiz sürüş keyfini yaşayarak Cape Town’a vardık. Gün batımını Table Mountain eteklerinde bulunan Camps Bay’de izledik.


Cape Town


Hiç gelmesini istemediğimiz sonuncu gün geldi. Sabah erkenden motorlarımıza binip yola çıktık. Güzergahımız Seapoint-Clifton-Camps Bay’den Hout Bay’di... Buradan muhteşem okyanus manzarası ve sanki motosiklet için yapılmış bir yol olan Chapman’s Peak Drive’ı geçtik.
Sonrasında Noordhoek Beach & Kommetjle ve Ümit Burnu Milli Parkı...
Bu bölgenin tarifi gerçekten zor, orada olmak ve yaşamak gerekiyor. Yolculuğumuz esnasında bizimle yarışan deve kuşlarından önümüze atlayan babun maymunlarına kadar birçok renkli ana şahit olduk. Bu güzel atmosferi bırakıp geri dönerken gözümüzün arkada kalmadığını söyleyemeyeceğim.

Dönüş rotamız Ümit Burnu’nun diğer tarafi olan Simon’s Town üzerinden Penguen kolonilerinin olduğu Boulder’s Beach. İsteyenler burada sevimli penguenlerle birlikte yüzebilme şansı yakalayabiliyor. Fish Hoek-Muizenberg rotasından Cape Town’a geri dönüp son gece eğlencesi için Long Street’te bulunan Mama Africa’da Afrika müzikleri dinleyip güzel şaraplar ve yemekler eşliğinde turumuza noktayı koyduk.”

* BMW Rider Academy, 2008 yılında Yunanistan’ın Thassos Adası’na, İtalya (Sicilya), Güney Afrika, Namibia, Botswana, Tanzanya, Zanzibar’a turlar düzenliyor. Ayrıntılı bilgi için www.bmwrideracademy.com’u tıklayın.

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları