Latin Amerika’da sol eğilimler
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Dünya
Ortadoğu
Irak
Kıbrıs
AB
ABD
Genel
Balkanlar
O.Asya-Kafkaslar
G.Asya-Pasifik
Güney Amerika
Afrika
Dünya basını
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Dünya » Güney Amerika

Latin Amerika’da sol eğilimler

1998’de Venezüella’yı takiben Güney Amerika ülkelerinde birer birer iktidara gelen ABD karşıtı hükümetler, Latin Amerika’da sola eğilim tartışmasını başlattı. Öyle ki, Lugo’nun göreve gelmesiyle kıtanın güneyinde sadece 4 sağ görüşlü hükümet kalacak.

 DİĞER HABERLER

  DÜNYA - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 22:09 TSİ 05 Mayıs 2008 Pazartesi

İSTANBUL - 1998’de Hugo Chavez’in Venezüella Devlet Başkanı seçilmesini takiben, Brezilya, Arjantin, Uruguay, Şili, Bolivya, Ekvator, Guatemala ve Nikaragua’da da sol eğilimli partilerin iktidara gelmesi, kıta genelinde ABD karşıtı duruşun gitgide popülerleştiği şeklinde yorumlanmıştı. 2005 yılında Bolivya’da yapılan seçimlerde, Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez’in destekçisi Evo Morales’in göreve gelmesi, Chavez tarafından şöyle değerlendirilmişti: “Şer ekseni Washington ve dünyadaki müttefikleridir. Biz ise iyilik eksenini kuruyoruz; yeni yüzyılın yeni eksenini.” Morales, Chavez’in yorumuna “Sol hareket sadece Bolivya’da zafer kazanmadı; Küba’da Fidel, Venezüella’da da Hugo, zafere doğru gidiyor” sözleriyle destek vermişti.
Haberin devamı

Paraguay’ın yeni Devlet Başkanı Fernando Lugo’nun 15 Ağustos’ta görevi devralmasından sonra, kıtanın güneyinde kalan dört sağ eğilimli hükümet Kolombiya, El Salvador, Meksika ve Peru olacak. NTVMSNBC, son yıllarda Latin Amerika’da gözlemlenen “sol eğilimi” derledi:

ŞİLİ

2006’da ülkede yapılan seçimler, sosyalist lider Michelle Bachelet Jeria’nın merkez sağın senatör adayı Sebastian Pinera’ya karşı elde ettiği zaferle sonuçlandı.
Bachelet'in bir destekçisi, üzerinde "Sizinleyim" yazan bir poster taşıyor. Bachelet, Şili'nin ilk kadın devlet başkanı.

Şili’nin ilk kadın devlet başkanı olma sıfatını da elinde bulunduran Bachelet, her ne kadar sol bir söylemle iktidara gelmiş olsa da, ülkesinin ABD ile arasındaki güçlü ekonomik ve diplomatik ilişkileri riske atacak bir siyaset izlemiyor. ABD Başkanı George W. Bush, Bachelet’in serbest piyasa ekonomisinin gelişmesi için verdiği mücadelenin “çok etkileyici” olduğunu her fırsatta dile getiriyor. Bu noktada Bachelet, selefi Ricardo Lagos Escobar’ın siyasetini takip ediyor.

KOSTA RİKA

İki yıl önceki başkanlık seçimlerinde, Kosta Rikalılar, başkanlık için yarışan 14 aday arasından, 1987’de Nobel Barış Ödülü’ne layık görülen sosyal demokrat aday Oscar Arias’ı başkanlık koltuğuna getirdiler.
Oscar Arias

Arias, Latin Amerika’daki iç savaşların bitirilmesi için uzun yıllar çalışmalar yürüttü. ABD’nin eski başkanı Ronald Reagan’ın Kosta Rika’nın sınır komşusu Nikaragua’da kontrgerilla hareketlerini desteklemesini en sert şekilde eleştiren Latin Amerika liderlerinden biri olan Arias, ABD’nin Irak işgaline de karşı çıkmıştı. Arias, ABD dış siyasetini tasvip etmediğini her fırsatta dile getirmesine rağmen, Washington’un mimarı olduğu Orta Amerika Serbest Ticaret Anlaşmasını (CAFTA) destekliyor.

PERU

4 Haziran 2006’da ülkede yapılan seçimlerde, 1985-1990 tarihleri arasında devlet başkanlığı görevini yürüten sosyal demokrat Peru Aprista Partisi adayı Alan Garcia Perez, seçmen oyların yüzde 53’ünü elde ederek, ikinci kez başkanlık koltuğuna oturdu.
Alan Garcia Perez

36 yaşında ilk kez göreve geldiğinde “Latin Amerika’nın Kennedy’si” olarak da anılan Perez, ilk zamanlardaki popülerliğini, yüksek enflasyonla mücadelede yetersiz kalan kötü ekonomi politikaları sebebiyle yitirdi. Perez, 2006 seçimlerinde oyların yüzde 53’ünü alarak göreve gelmişti. Perez’in rakibi olan Ollanta Humala’nın siyasi duruşunun Bolivya lideri Evo Morales ve Venezüella lideri Hugo Chavez’e benzetilmesi, Peru seçmeninde, Humala’nın ülkeye Castro modeli bir devlet anlayışı getireceği ve destekçisi olan Chavez’in ülkede direkt hakimiyeti olacağı korkusunu uyandırmıştı. Peruluların, bu yüzden Perez’e “kötünün iyisi” diyerek oy verdiği biliniyor. Garcia’nın başkanlığının son dönemlerinde çoğunlukla Şili ve Brezilya ile ticari anlaşmalara odaklanmış olması, hükümetin zamanla daha “sağ kanada has” özellikler göstermeye başladığı şeklinde de yorumlanıyor.

KOLOMBİYA

Ülkede 2006 yılı Mayıs ayında yapılan seçimleri, ABD yanlısı olarak bilinen Alvaro Uribe ikinci kez kazandı.
Uribe, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile birlikte.

2010’a kadar görevde kalacak olan Uribe, ABD’nin 2000 yılından beri ülkedeki kokain ticareti ve sol gerilla örgütlerle mücadele için “Plan Colombia” adı altında başlattığı 3 milyar dolarlık yardım kampanyasını destekliyor. Uribe, bu konudaki eleştirilere ise, “Plan Colombia ülkemiz üzerinde baskı kurmak için kullanılamaz” diyerek yanıt veriyor.

MEKSİKA

2 Haziran 2006’da yapılan seçimlerde sol aday Andres Lopez Obrador ve muhafazakar Ulusal Hareket Partisi (PAN) lideri Felipe Calderon arasında kıyasıya geçen başkanlık mücadelesinin galibi Calderon oldu.
Felipe Calderon

Mexico City Valisi Obrador’un, ekonomiyi güçlendirmek için Chavez gibi petrol kaynaklarını kullanması, ülkesindeki azınlıklarla uzlaşmak için Morales’in politikalarını izlemesi, IMF ile ilişkilerini Arjantin’in o zamanki başkanı Nestor Kirchner gibi yönetmesi ve ülkesindeki işçi sendikalarıyla uzlaşmak için de Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva’nın izinden gitmesi bekleniyordu. Calderon Meksika’nın mücadelesinin sağ ile sol değil, geçmiş ile gelecek arasında olduğunu iddia ediyor. Ona göre geçmiş, merkezi ekonomi, otoriter rejim ve ulusalcılığı temsil ederken, gelecek serbest piyasa ekonomisi, özelleştirme ve liberalizmi simgeliyor. Uzmanlar, kürtaj, eşcinsel hakları, ötenazi ve doğum kontrol gibi konulara karşı olan Calderon’un ABD güdümlü liberal ekonomi politikalarının, Kuzey Amerika’nın süper gücü ile sınır komşusu olmasından kaynaklandığını iddia ediyor.

BREZİLYA

2002 yılında ülke genelinde yapılan seçimlerde oyların yüzde 61’ini alan sol eğilimli lider Luis Inacio Lula da Silva’nın popülaritesi seçim kampanyasında yolsuzluk yaptığının ortaya çıkmasından sonra erimeye başladı.
Da Silva, U2'nun solisti Bono ile birlikte.

Fakat Da Silva, yine de 2006 seçimlerini kazanarak başa geldi. Da Silva, 1980’de ülkede askeri diktatörlük hüküm sürerken bir grup entellektüel, akademisyen ve sendika lideri ile birlikte İşçi Partisi’ni kurdu. Yıllar geçtikçe sol siyasi söylemini yumuşatan Da Silva, dış siyasetinde bir ideolog olmaktansa arabuluculuk rolleri üstlenmeyi tercih ettiğinden, hem Chavez’in, hem de Bush’un desteğini almayı başarmış bir lider.

EKVATOR

1997’den 2006’ya kadar anayasal kriz, siyasi skandal ya da toplumsal ayaklanma sebepleriyle 6 kez devlet başkanı değiştiren Ekvator’da, 2006 yılında yapılan seçimlerde eski Ekonomi Bakanı Rafael Correa devlet başkanlığı koltuğuna oturdu.
Hugo Chavez (solda), Rafael Correa, Evo Morales

IMF’ye, ABD’ye ve serbest piyasa ekonomisine karşıtlığıyla bilinen Correa, Latin Amerika’nın Washington’u dengeleyecek bir güç olarak ortaya çıkmasını dilediğini açıkça dillendiriyor. Correa, Paraguay seçimlerinden zaferle çıkan Fernando Lugo için, “Yoldaşın zaferi, kıtada kurulacak adil, bağımsız ve sosyalist yeni bir düzene doğru atılmış bir adımdır” yorumunu yaptı.

BOLİVYA
Adını Simon Bolivar’dan alan Bolivya’nın yerli kökenleri olan ilk Devlet Başkanı Evo Morales, Sosyalist Hareket Partisi’nin (MAS) lideri.
Hugo Chavez (Solda), Fidel Castro, Evo Morales

Koka yaprağı (Kokainin hammaddesi) yetiştiren köylülerin hareketi olarak bilinen “cocalero” hareketinin de önderliğini üstlenen Morales, 2005 yılında yapılan seçimlerde, oyların yüzde 54’ünü almayı başardı. Zaferini, Bolivya için “yeni bir dönem” olarak niteleyen Morales, yerli halka 500 yıldır uygulanan baskı politikalarını giderme sözü verdi. Chavez’in yakın müttefiklerinden olan Morales, ABD’nin bölgede yürüttüğü uyuşturucuyla mücadele programlarına karşı çıkıyor ve ülkenin geniş doğal gaz kaynaklarını kamulaştırma politikası izliyor. Morales’in ayrıca, okullarda yerli dillerinin öğretilmesi ve din reformu gibi radikal sosyal açılımları da bulunuyor.

VENEZÜELLA

Devlet başkanlığı süresince bir darbe girişimi, bir ulusal grev ve aleyhine sonuçlanan bir referandum atlatarak siyasi arenada kalmayı başaran sol lider Hugo Chavez, 2006 yılının Aralık ayında yapılan seçimlerden zaferle çıktı.
Hugo Chavez, İran devlet başkanı Mahmud Ahmedinecad ile birlikte.

Washington, ABD’yi sıklıkla petrol ihracatını durdurmakla tehdit eden Chavez’i, kıta genelinde istikrarsızlığı körüklemekle suçluyor. Chavez, yaklaşık 10 sene önce ilk kez devlet başkanlığına seçildiğinden beri, ABD karşıtı söylemini koruyor ve ülkeye emperyalist emelleri olduğu gerekçesiyle sert eleştiriler yöneltiyor. ABD, Chavez’e, Küba’nın efsanevi lideri Fidel Castro ile olan dostluğu sebebiyle de sıcak bakmıyor. Chavez’i eleştirenler, liderin, petrol kaynakları kozunu kullanarak, etki alanını kıta çapında genişletmek istediğini iddia ediyor.

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları