ABnin son 50 yılda istikrar ihraç etmekte büyük başarı kaydettiği belirtilen yazıda, ABnin sihirli iksiri, Avrupada aynı istikrar ve kabulü yaşamaya can atan Türkiye için neden etkili olmasın? ifadesi kullanıldı.
ABye üyelik amacının İspanya ve Portekizin faşist diktatörlüklerden kurtulmasına yardımcı olduğu ve pek çok Orta ve Doğu Avrupa ülkesinin dönüşüm sürecinde de etkili olduğu belirtilen yazıda, Türkiyenin AB üyeliğine karşı olan çevrelerin, ülkenin çok büyük, çok fakir ve Avrupaya çok yabancı olduğu görüşlerini savunduğu ifade edildi. Bu görüşü savunanların, Türkiye kriterleri yerine getirse bile 2014den önce üye olamaz görüşüne karşın, O tarihe gelindiğinde zaten belki Türk halkının kendisi, ABye tam üyeliğin politik egemenliklerinin sulandırılması anlamına geldiği sonucuna varacak sözleri yer aldı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın son seçimden bu yana reform sürecini sürdürmekte başarısız olduğu ve daha ziyade yargıyla bilek güreşi içine hapsolup kaldığı görüşünün öne sürüldüğü yazıda, Türkiyenin, AB demokratik normlarına ulaşmak için önünde daha alması gereken uzun bir mesafe var denildi.
Yazının son bölümünde, büyük belirsizliklere rağmen AB ile Türkiye arasındaki yakınlaşmanın her iki tarafın da çıkarına olduğu, Türkiyenin üyelik sürecinin engellenmesinin aptalca olacağı ifade edildi ve ABnin sihirli iksirinin zehre dönüştürülmemesi ve yaratılan istikrarın bozulmasının önlenmesi gerektiği kaydedildi.