STRASBOURG - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde (AİHM) 1 Kasım 1998 tarihinden bu yana yargıçlık yapan Rıza Türmen, görevini 1 Mayıs 2008 tarihinde Işıl Karakaşa devredecek. NTV Brüksel muhabiri Kayhan Karacaya özel röportaj veren Türmen, parti kapatma davaları ve 301nci madde değişikliğini değerlendirdi. Avrupa Birliğinin Türkiyenin standartlara uyup uymadığını ölçmek için AİHM kararlarına baktığını söyleyen, dolayısıyla AİHM kararlarına uyumun Türkiyenin AB üyeliği açısından önemine dikkat çeken Türmen, önemli mesajlar verdi.
AİHMde şimdiye kadar Türkiyeden 9 tane parti kapatma davası açıldığını belirten Türmen, AİHMin parti kapatmaya bakışını değerlendirmek için, tüm bu kararları bir bütün olarak okumak gerektiğini söyledi. Türmen, şöyle konuştu:
AİHMin temel yaklaşımı, demokrasidir. Ne zaman uygundur, ne zaman değildir buna bakar. AİHM, bütün kararlarında şunun altını çizer, siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Partiler her türlü görüşü savunabilirler, fakat yeter ki bu görüşleri savunurken kullandıkları araçlar ve projenin amaçları demokrasiye uygun olsun. Alman Komünist Partisinin kapatılmasını da uygun bulmuştur, çünkü bu parti şiddete başvurarak bir komünist diktatörlük kurmak istemektedir ve kapatmıştır.
Refah Partisinin kapatılmasıyla ilgili Bu partinin savunduğu çok hukuklu ve şeriata dayalı proje demokrasinin temel ilkeleriyle bağdaşmazdı diyen Türmen, şu ifadeleri kullandı:
RPnin şiddete başvurup başvurmayacağı ikinci planda incelenmiştir. Çünkü siyasi parti hangi yoldan gelirse gelsin projesini gerçekleştirmek isteyecektir. Kararda, Türkiye Cumhuriyetinin laiklik ilkesi demokrasiyle uyum halindedir ve demokrasinin bir ilkesidir laiklik denilmiştir. RP davasına bu açıdan bakmıştır ve RPnin projesinin demokrasiye uygun olmadığına karar vermiştir.
301 DEĞİŞİKLİĞİNİ ANLAYAMADIM Türmen, TCK 301. maddede değişiklik teklifi için de şu değerlendirmeyi yaptı:
Türkiyenin temel sorunu ifade özgürlüğüyle ilgili davalardır. Baktığımızda ortaya şöyle bir resim çıkıyor: Türkiyedeki düşünce özgürlüğüyle ilgili davalar aslında kanunları uygulayan kişilerin kendi bakış açılarından kaynaklanmaktadır. Yani, hakimlerimiz ve savcılarımız daha birey eksenli konulara bakarlarsa bu problemler daha hafifleyecektir. Rıza Türmenle röportajın tam metni için tıklayın TBMM gündeminde olan 301. madde değişikliği için Türklük mü, Türk milleti mi ifadelerinin öneminin nerede olduğunu anlayabilmiş değilim diyen Türmen, Hakimlerimizin, bunları istediği gibi yorumlama özgürlüğü var. Bunlar zaten tehlike suçları, zaten yoruma açık suçlar. Hakimlerin kendi değerlendirmelerini çok çok yakından ilgilendiren suçlar. Bu değişiklikler bana biraz kozmetik geliyor dedi.