Rıza Türmen NTV’ye konuştu-tam metin
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Türkiye
Politika
Dış politika
Genel
Polis - adliye
Yerel
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Türkiye

Rıza Türmen NTV’ye konuştu-tam metin

Rıza Türmen, NTV’ye AİHM’in anlayışı ile kapatma davalarını ve 301’nci madde değişikliğini yorumladı.


 DİĞER HABERLER

  GÜNCEL - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV
Güncelleme: 16:18 TSİ 25 Nisan 2008 Cuma

STRASBOURG - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde görev süresi sona eren Türk yargıç Rıza Türmen, NTV’nin sorularını yanıtladı.

Haberin devamı

Rıza Türmen’e yönelttiğimiz sorular ve yanıtları şöyle:


AB’NİN TÜRKİYE İÇİN TEK ÖLÇÜSÜ AİHM KARARLARI
Son 10 yılın değerlendirmesini yaparsak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının Türkiye’deki rolü ne oldu?


Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bir uluslararası kuruluş değildir, uluslararası komisyon değildir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi adı üstünde, bir mahkemedir. Mahkeme olduğu için de kararları bağlayıcıdır. Bu kararları beğenirsiniz beğenmezsiniz, fakat bunlar uygulaması, uyulması zorunlu kararlardır. Bunun ötesinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bir değerler sisteminin koruyucusudur. Bu değerler sistemi aynı zamanda Avrupa kamu düzeninin bir parçasıdır ki, bu kamu düzeni üzerine bugün Avrupa Birliği inşa edilmektedir. O nedenle Avrupa Mahkemesi ile Avrupa Birliği arasında çok yakın, kurumsal bir ilişki vardır. Türkiye’nin standartlara uyup uymadığını tespit ederken Avrupa Birliği, yani demokrasi, insan hakları, hukuk devleti standartlarına uyup uymadığını tespit ederken, elindeki ölçüt ne olacaktır, nereye bakacaktır? Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden çıkan kararlara bakacaktır, yani başka bir referansı yoktur Avrupa Birliği’nin. Çünkü Avrupa Birliği’nin kendi mahkemesi yoktur, insan haklarını değerlendiren başka bir organı yoktur.


REFAH PARTİSİ’NİN ‘ŞERİAT’ PROJESİ VARDI
Türkiye’den size yüzlerce hatta belki binlerce dava geldi. Bu davaların veya bu davalar sonrası çıkan hükümlerin çoğu Türkiye’de önemli tartışmalara sebep oldu. Mesela bugün gündemimizde de olan, siyasi parti kapatma davaları. Türkiye’de kapatılan siyasi partiler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne geldi. Kimileri kazandı, bazıları da kaybetti. Ben burada kaybedenden, Refah Partisi davasından söz etmek istiyorum. Refah Partisi kararında, AİHM olarak, Anayasa Mahkemesi’nin kapatmaya ilişkin hükümlerini olduğu gibi benimsediniz. Bu karar nasıl oluştu?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne Türkiye’den 9 tane parti kapatma davası geldi. Bütün bu kararları, bir bütün olarak okumak lazım. Yani sadece Refah partisi kararını değil, geri kalan 8 kararı da okumak gerek. Bunları bir bütün olarak ele aldığınızda şunu görüyorsunuz; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin parti kapatmalara karşı temel yaklaşımı demokrasidir. Ne zaman demokrasiye uygundur, ne zaman değildir, buna bakmaktadır. Tüm kararlarında şunun altını çizmektedir, siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır, her türlü görüşü savunma imkanına sahip olmalıdırlar, Meclis’te demokrasi gereği çoğulcu görüş olmalıdır, bütün görüşler temsil edilmelidir. Siyasi partiler her türlü görüşü söyleyebilirler savunabilirler, yeter ki bu görüşlerini gerçekleştirmek için başvuracakları araçlar ile amaçları demokrasiye uygun olsun. Alman komünist partisinin kapatılmasını da uygun bulmuştur; demiştir ki “Alman komünist partisi bir komünist diktatörlüğü kurmak istemektedir, şiddete başvurarak bunu yapmak istemektedir, o yüzden demokrasiye uygun değildir.” Türkiye Birleşik Komünist Partisi kararında demiştir ki; “Demokrasiye aykırı bir proje getirmemektedir.” Refah Partisi davasında da yine bu açıdan bakmıştır ve demiştir ki; “Refah Partisi’nin ileri sürdüğü proje, çok hukukluluğa, şeriata dayanan bir projedir ve demokrasinin temel ilkeleriyle bağdaşmaz.” Burada önemli olan şey şudur; Refah Partisi’nin şiddete başvurup başvurmaması ikinci planda incelenmiş bir husustur. Bunu anlamak mümkün; çünkü siyasi parti iktidara hangi yoldan gelirse gelsin, ister demokratik yoldan gelsin, ister başka yoldan gelsin, projesini gerçekleştirme durumundadır.


FAZİLET PARTİSİ DAVASI NE OLURDU, BİLİNMEZ
Hem Refah Partisi kararında, hem de daha sonra türban davasında laiklik konusunda özellikle yorum yaptınız.

AİHM demokrasiyle uygunluk ararken, onu da söylemiştir Refah Partisi kararında. Demiştir ki; Türkiye Cumhuriyeti’nin laiklik ilkesi, demokrasinin temel ilkeleriyle uyum halindedir, demokrasinin bir parçasıdır laiklik. Ve bu açıdan bakmıştır. Refah Partisi’nin çok hukukluluğa dayanan şeriat projesinin demokrasiye uygun olmadığı görüşüne varmıştır. Bir de tabii Refah Partisi iktidarda projesini gerçekleştirebilecekti. Devletin buna karşı kendini, demokrasiyi savunacak önlemler alması uygun bulunmuştur.

Refah Partisi’nden sonra bir de Fazilet Partisi’nin kapatma davası geldi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne. Ancak parti yöneticileri davayı yarı yolda geri çektiler. Bazı spekülasyonlar var, bu dava geri çekilmeseydi, değişik bir karar çıkabilirdi, şeklinde. Bu spekülasyonlara bir yorum getirebilir misiniz?
Getiremem, çünkü ben de bilmiyorum, kimse de bilmiyor ne olacağını. Dediğiniz gibi tamamen spekülatif nitelikte birtakım görüşlerdir. Yani o dava devam etseydi, parti özgürlüğü bakımından, örgütlenme özgürlüğü bakımından nasıl bir sonuç çıkardı bilinmiyor.


301 DEĞİŞİKLİĞİ BENCE KOZMETİK
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Türkiye’den son 10 yılda giden davalar arasında ifade özgürlüğü ihlali iddiaları önemli bir yer tutuyor. Türkiye’de bugün bu konudaki 301. maddenin değiştirilmesi gündemde. Ama, Türkiye, bugüne kadar 301. maddeden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde hiç mahkum olmadı. İfade özgürlüğü konusunda burada, Strasbourg cephesinden bakıldığında Türkiye’nin yaşadığı sorunlar neler?

Ben, 301 dışında bakıyorum bu işe. Ortaya şöyle bir resim çıkıyor; Türkiye’de düşünce özgürlüğüyle ilgili davalar aslında kanunları uygulayan kişilerin, kendi bakış açılarından çıkmakta, sorun haline gelmektedir. Yani hakimlerimiz ve savcılarımız biraz daha birey eksenli meselelere bakarlarsa, o zaman bu problemler daha hafifleyecektir. O nedenle 301’in değiştirilmesi, kaldırılması, işte Türklük mü, Türk milleti mi, filan bunun öneminin nerede olduğunu pek anlayabilmiş değilim doğrusu. Yani yargıçlarımızın Türk milletini “Türklük” ya da Türklüğü “Türk milleti” gibi yorumlama kapıları kapalı değil. Bunlar zaten tehlike suçları, zaten yoruma açık suçlar. Yani kanunları hayata geçiren hakimlerin kendi değerlendirmelerini çok yakından ilgilendiren suçlar. O nedenle bunu asıl uygulayanlar, bunu nasıl uygulanacağını kararlaştıracaktır. Bu değişiklikler bana biraz kozmetik geliyor doğrusu.


KKTC’DEKİ KOMİSYON İÇİN KESİN KARAR VERİLECEK
Türkiye’nin önünde olan önemli bir dava grubu da Kıbrıs davaları. Çok sayıda Rum vatandaşının Türkiye’ye karşı açtığı mülkiyet davaları var. AİHM’in aldığı son kararla, KKTC’de kurulan Taşınmaz Mal Komisyonu “iç hukuk yolu” olarak edildi mi?

İksenidis-Aristis davasında biliyorsunuz, bu komisyonun ilke olarak etkili bir iç hukuk yolu olduğunu kabul etti. Fakat orada yeteri kadar inceleyememişti. Çünkü dostane çözüm yoktu ortada. O nedenle mahkeme bunun biraz daha derinleştirilmesine karar verdi. Bunun yanında bir de tabii Komisyon’un çalışmalarına baktığınız zaman, zaten görürsünüz bunu. Komisyon’a yapılmış dünya kadar başvuru vardır. Komisyon bunları sonuçlandırmaktadır, hak sahiplerine tazminat ödemektedir. İşte Timplos davasında da biliyorsunuz dostane çözümle dava sonuçlandı; komisyon tazminat önerdi, davacı da kabul etti. Dostane çözümü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de uygun bulmuştur. Şimdiki durum şudur; 8 yeni başvuru seçildi, bu yeni başvurularla ilgili olarak hükümetin görüşleri alınacak ve bu Komisyon’un etkili bir iç hukuk yolu olup olmadığı kesin olarak değerlendirilecektir.


AİHM’DEKİ 10 BİN DAVA, 13 TÜRK HUKUKÇUYLA OLMAZ
Türkiye hakkında yaklaşık 10 bin başvuru var Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gündeminde. Türkiye’de az sayıda hukukçu bakıyor bu davalara. Size göre Türkiye yeterince iyi savunuluyor mu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde?

Türkiye iyi savunulamıyor demek, bir kere bu 10 bin davadan sorumlu 13 hukukçuya haksızlık olur. Çünkü bu 13 hukukçu canla başla çalışmaktadır. Ama Türkiye’nin birikmiş 10 bin davasını, yeni gelen davalar dışında, 13 hukukçuya böldüğünüz zaman iş yükünü tahmin edersiniz. Yani bu, 13 hukukçuyla yapılacak iş değildir. 13 hukukunun üstelik hukuki statüleri de belli değildir; devlet memuru bile değillerdir. Bunlar böyle kahraman, yiğit kişilerdir; ama devlet memuru daha statüsü verilmemiştir, sözleşmeli olarak çalıştırılmaktadır. Son derece olumsuz koşullar altında çalışmaktadırlar. Zaten pek çoğu terk etmektedir. Bu işi devam ettirmek için hiç bir sebep yoktur ortada, gerçekten. Ve hiç bir hakları yoktur devlet memuru olarak bunların. Yani burada bilimsel olarak yapılan bir tespit vardır, yılda bir hukukçunun verimli olarak bakabileceği dava sayısı 50’dir. Bu 13 yiğit hukukçu yüzlerce davaya bakmaktadır bir yılda. Ondan sonra Türkiye iyi mi savunuluyor, sorusu anlamsız kalmaktadır.

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

Deren Boyacıoğlu  - İstanbul
26 Nisan 2008, Cumartesi 16:27  
Sayın Türmen"in Türkiye"ye karşı onlarca parti kapatma davası yapıldı diye başlayan soruya cevap verirken dokuz dava var diye başlaması harika. Evet dokuz dava az olmayabilir ama onlarca nerede dokuz nerede, "Türkiye demokraside sınıfta kaldı" kalıbından türeyen klişelerden bıktık. Türkiye"de bu kadar "popüler" olmuş bir mahkemede devleti sadece 13 kişinin savunduğuna inanmak çok zor.

Seika Kumru  - Ankara
25 Nisan 2008, Cuma 20:58  
Tukiye icin en degerli insanlardan biri. Bence hem avrupa insan haklari mahkemesi hemde turkiye icin ayrilmasi buyuk bir kayip. Turkiye ve avrupa boyle yargi anlayisi olan bir insani cok az gormustur ve turk oldugundan gurur duymaliyiz. Sayin yargicimiz, arkanizdayiz.

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları