Sahipsiz kalan sesler ve üç maymun ortamı
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Türkiye
Ergenekon Davası
Politika
Dış politika
Genel
Polis - adliye
Yerel
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Türkiye » Genel

Sahipsiz kalan sesler ve üç maymun ortamı

Türkiye, Youtube’a kimin, neden koyduğu belli olmayan seslerle çalkalanıyor. Bu seslerin ‘ortam dinleme’ ile gizli kaydedildiği belirtiliyor. Kamuoyu ortamdan rahatsız, ama seslerin sahibi olduğu iddia edilenler, çalıştıkları kurumlar ve savcılar sessiz.


 DİĞER HABERLER

  GÜNCEL - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 11:23 TSİ 13 Mart 2008 Perşembe

İSTANBUL - Amiral, general, savcı ve eski YÖK Başkanı’na ait olduğu iddiasıyla Youtube üzerinden paylaşıma açılan ses kasetlerinin, ‘ortam dinleme’ yöntemiyle kaydedildiği ortaya çıktı. NTVMSNBC 11 yıl önce, 28 Şubat dönemindeki kaset savaşlarına benzetilen bu seslerin yankılandığı ortamı; o dönemde ortaya çıkan ‘Telekulak’ skandalıyla anılan Emniyet’in eski İstihbarat Dairesi Başkanı Bülent Orakoğlu, ‘Gizli Kulaklar Ülkesi’ni kaleme alan Hürriyet yazarı Faruk Bildirici, Telekomünikasyon İletişim Başkanı Fethi Şimşek ve avukat Fikret İlkiz’le konuştu.
  • Anti-casus sistemleri / VİDEO
    Haberin devamı

    Orakoğlu, sesler doğruysa Genelkurmay’ın beyin merkezinin dinlendiğinin ortaya çıktığına dikkat çekerek “Neden kimse harekete geçmiyor” diyor. Bildirici “intikam” amaçlı olduğunu, yeni kasetler çıkarsa şaşırmayacağını söylüyor. Kayıtların telefon konuşmalarıyla değil, ‘ortam dinleme yöntemi’ ile kaydedildiğini söyleyen Telekomünikasyon İletişim Başkanı Şimşek “Savcılar, Youtube’dan bilgileri alabilir” diyor. Avukat İlkiz ise bu konuda hukuk sisteminin hazır olmadığına dikkat çekiyor. Görüşler şöyle:

    Gizli çekim ve dinlemeye karşı ‘anti casus’lar


    ORAKOĞLU: NEDEN KİMSE HAREKETE GEÇMİYOR?
    2007 yılı içerisinde çıkarılan internet iletişim suçlarıyla ilgili yasa biraz eksik. Ülkenin genel güvenliğini ilgilendirecek kapsamda değiştirilmesi gerekiyor. Youtube’da yayınlanan ses kayıtları ‘ortam dinleme yöntemi’ ile kaydedilmiş. Telefonların profesyoneller tarafından dinleme cihazı haline getirilmesi, böcek yerleştirilmesi, şirketlerin bile ekonomik savaşlarda birbirine karşı kullandığı çeşitli uzaklıklardan lazer yöntemiyle ortam dinlemesi mümkün. ABD’de dinleme cihazları açık olarak satılıyor, küçücük bir kulaklığı kulağınıza yerleştirmeniz sesleri almanız için yeterli. Ne kadar çok para verirseniz, o kadar çok uzağı dinleyebilirsiniz. Bu konuda asıl önemli olan sesler ismi geçen kişilere mi ait? Bu kişilerin Cumhuriyet Savcılığı’na başvurması gerekir. Ayrıca, savcıların sözü edilen konuşmalarda bir suç unsuru varsa bu kişilere karşı kendiliğinden harekete geçebilir.

    Genelkurmay açıklama yapmalı, ama yapmıyor
    Önemsediğim konu Genelkurmay Başkanlığı Elektronik Sistemler (GES) Komutanı Tuğgeneral Münir Erten’e ait olduğu öne sürülen sesin Youtube’da yayınlanması. GES, Genelkurmay’ın elektronik beyni gibidir. Komutanın böyle bir konuşmayı yapması bana mantıklı gelmiyor. Ama ses kaydı, şahısların kendi şikayet konusu olmayı aşmış durumda, kayıtlar Türkiye’ye ciddi zarar verebilir. Genelkurmay, olayın aydınlatılmasında aktif rol oynamalıdır. Bu yayınlar Genelkurmay’a ait değilse, çok ciddi, açıklanmalıdır. Aitse de idari ve cezai yönden işlemler yapılmalıdır. Bunların hiçbirinin yapılmadığını görüyoruz.

    IP numaraları bulunmalıydı, geç kalındı
    Genelkurmay’a ait olduğu iddia edilen kaydın dış operasyon olabileceğini de düşünüyorum. Bir komutanın PKK propagandalarına hizmet edebilecek açıklamalar yapması bana şüpheli geliyor. Genelkurmay 2. Başkanı da açıkladı, seslerle ilgili çok ciddi oynamalar yapılabiliyor. Genelkurmay’ın bu kez dinleme olayını ciddiye alıp açıklama yapacağını düşünüyorum. Seslerin Youtube’a nasıl yüklendiği IP numarası üzerinden çok kolaylıkla bulunabilir. Şimdiye kadar bulunmalıydı, geç kalındı. Teknolojinin baş döndürücü hızla geliştiği günümüzde insanların seslerini dinlemek, görüntülerini çekmek çok kolay. Kayıtların Youtube’a verilmesi ilginç. Kayıtları alan kimdir, asker mi, polis mi? İlk aydınlatılması gereken nokta budur. Devletin şeffaf olarak bunların arkasında kim varsa ortaya koyması gerekiyor.

    İstihbaratta dini cemaat yapılanması yok
    Peşpeşe ses kayıtları ortaya çıkmışken hazır, Türkiye bunlarla ilgili ne gibi işlemler yapıyor? Bunu da sorgulamalıyız. Dinlemelerin arkasında kimin olduğunu bulabilmemiz için öncelikle bizim objektif araştırma yapmamız gerekiyor. Herhangi bir dini cemaat veya bir başka grupla ilgili açıklama yapmadan önce konunun tüm detayları ortaya çıkmalı. Araştırmaları yapmadan, daha önce seslendirilmiş bir takım iddiaları tekrarlarsak çözüme ulaşamayız.

    Emniyet istihbaratta dini yapılanma kesinlikle yalan
    Örneğin Ergenekon örgütünün devlet içinde çok ciddi uzantıları var ama bu operasyon bile o dini cemaatle ilişkilendirilmeye çalışıldı. Eski başkan olarak söylüyorum, Emniyet istihbaratı içerisinde böyle bir dini yapılanma olduğu kesinlikle yalandır. Emniyet istihbaratı 3 bin kişiliktir, o yönde görüşü olan insanlar olabilir, ancak bu organize bir yapılanma değildir.

    FARUK BİLDİRİCİ: ADI KONMAMIŞ SEKTÖR
    Cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, bu ülkeyi yöneten herkesi kapsayan bir izleme söz konusu. Olayı dinleme olarak tanımlamamak gerekiyor, izleme olarak tanımlamak daha doğru, hatta ‘elektronik izleme’ demeliyiz. Söz konusu olan artık sadece telefonların dinlenmesi değil, bir anlamda elektronik gözetim. Dinlemelerde eskiden daha çok devletin yaptığı dinlemeler kastedilirdi, artık günümüzde böyle değil. Güvenlik birimlerinin dışında da izlemeler var. Bir siyasetçiyi sıradan bir insanın dinlemesi bile mümkün. Eskiden santralden girerek, hatta iğne saplayarak dinleme yapılırdı, oysa şimdi tamamen elektronik yöntemlerle uzaktan dinleme yapmak mümkün. Teknolojideki gelişme konuyu daha karmaşık hale getiriyor, olayın tarafları da artıyor. İzleme işi giderek profesyonelleşiyor, adı konmamış bir sektörden söz ediyoruz.

    Devlet içindeki çekişmelerin yansıması
    Son ses kayıtları gazetelerde gördüğümüz “Fethullah Gülen’e dokunan yanıyor” başlığını çağrıştırıyor. Fethullah Gülen ya da bir başkası değil ama şöyle bir çağrışım yapıyor: Devlet içinde var olan bazı çekişmelerin su yüzüne yansıyan hali. Çünkü konuşmaları Youtube’a konan kişiler sıradan insanlar değil, biri amiral, biri general, biri savcı. Dolayısıyla bunu yapanlar onlardan bir intikam almaya çalışıyor. Yaptıkları faaliyetler belli olduğuna göre, olayın nedeni ortada.

    Yeni kayıtlar çıkarsa şaşırmayın
    Şu da belli, bu ülkede, dinlemeyle ilgili yeni bir yasa çıktı ve Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı kuruldu. Ama bu olay, dinlemelerin yeterince denetim altına alınamadığını gösteriyor. Kaset savaşlarının devamının geleceğini düşünüyorum. Eğer söylendiği gibi güvenlik birimleri içerisinde bu şekilde güçler varsa, karşı güçler de vardır. Yakında karşı tarafa ait yeni kayıtlar çıkması hiç şaşırtıcı olmaz. İnsan şuna şaşırıyor. Bu ülkeyi yönetenler bu iddiaları dikkate alıp hiçbir araştırma yapmıyor. Devlet birimleri ortaya çıkan görüntüyü kapatmak isteyebilirler, ancak olay kendisini kapatır mı, onu bilemiyorum. Türkiye tarihine baktığımız zaman hep böyle olaylar olmuş, bir dönem İnönü, Menderes’i dinliyor; ardından Menderes, İnönü’yü dinliyor. Doğrudan insan haklarıyla ilgili bir sorun olduğu için herkesin duyarlık göstermesi gerekiyor. Hükümetin ses kayıtlarını görmezden geldiği bir atmosferde medyanın bu haberlere yer vermesi bile önemli.

    TİB BAŞKANI: YOUTUBE BİLİYOR
    Ses kayıtlarının Youtube’a nereden yüklendiği kolaylıkla bulunabilir. Orijinal sesleri bilmiyoruz. Youtube ve benzeri paylaşım siteleri Türkiye’den faaliyet belgesi almak zorunda. IP trafiği dediğimiz, yani kullanıcıların siteye hangi videoyu, hangi ülkeden, nasıl yüklediğini gösteren bilgiler o sitelerin kendileri tarafından kaydedilir. Bu tür siteler son 6 aylık tüm kayıtları saklamak zorundadır. Ve resmi makamların sorularına cevap vermekle yükümlüdürler. Son dinleme olayları hakkında savcılıklar bir soruşturma yaptıkları takdirde Youtube’un yetkililerinden bu trafiği alabilirler.

    Telefon kaydı olsaydı, üzerine gidebilirdik
    Ses dinlemelerinde kurum olarak hassas davrandığımız için bu tür kayıtlar ortaya çıktığında en kısa zamanda uzmanlarımız konuşmanın telefon kaydı mı yoksa ortam dinlemesi mi olduğunu inceliyor. Konuşmalar telefon görüşmesi sırasında kaydedilmemiş. Telefon görüşmesi olsaydı o zaman üzerine gidebilirdik kurum olarak. İlgililer, savcılıklara başvurursa, kayıtların yüklendiği bilgisayarın hangi ülkede bulunduğu, IP numarası saptanabilir. Mahkeme kararıyla, bu kayıtlar ilgili siteden kaldırılabilir.

    FİKRET İLKİZ: KANUN YETERLİ DEĞİL
    Ses kayıtlarında içeriğine bağlı yayından kaynaklanan suç oluşabilir. 23 Mayıs 2007 tarihinde internet üzerindeki suçlarla mücadele için 5651 sayılı kanun çıkarıldı. Bu kanundan önce internet ortamında yapılan tüm yayınları kapsamak üzere Adalet Bakanlığı tarafından 1,5 yıl süreyle hazırlanan bir kanun tasarısı vardı. Bu tasarı Meclis’e geleceği sırada ve tartışmalar yapılırken Ulaştırma Bakanlığı tarafından 10-12 maddelik bir tasarı TBMM gündemine getirildi. Bu tasarı 8 ayrı suçla ilgilidir, bu suçlar Türk Ceza Kanunu’nun 226. maddesinden başlamak üzere başta müstehcenlik, ardından kumar ve fuhuş, fuhuşun önlenmesi gibi suçlarla ilgili sınırlı olarak getirildi. Sadece bu kanunun 9. maddesinde erişimin engellenmesiyle ilgili, daha doğrusu içeriğin yayından kaldırılmasıyla ilgili olan bir maddesi vardır. Ancak bu maddeye dayalı olarak erişimin engellenmesi mümkün olabilir.

    Bunun dışında genel hükümlere göre, yani TCK’da suç sayılan bir fiil gündeme geldiğinde genel hükümler çerçevesinde bunun sorumlusu tespit edilebilirse her zaman için ceza davası açılabilir. Ancak 5651 sayılı kanun yeterli bir kanun değildir. Aslolan, internet yayınları üzerine genel bir kanunun çıkartılmasıdır. Önemli olan, internet ortamında yapılan yayınlarda sorumluların kim olduğunu belli edecek bir sistemin kurulması gerekir. 5651 bunu kısmen yerine getirmiştir. İnternet kafeden video paylaşım sitelerine bir ses veya görüntünün kim tarafından girildiğini belirleyecek bir düzenleme henüz yok.

  •  

    Bu habere oy ver
    Düşük
    1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
    Yüksek
         •  En çok puan alan haberler

    Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                            Bu habere henüz yorum yapılmamış


    Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
    Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları