El Hayatta yayımlanan yazıda, Türkiyenin Kuzey Iraka kara harekatı ve ABDnin desteği; İsrail Savunma Bakanından sonra, Ankaraya ABD Başkan Yardımcısı Cheneyin yapacağı ziyaretin amacıyla değerlendiriliyor.
LONDRA - Türk ordusunun Kuzey Irakta gerçekleştirdiği ve adına güneş operasyonu dediği askeri operasyonun gerçek hedeflerinin üzerini yoğun sis kaplıyor. Oradaki Kürtler, istikrarlarının yeniden PKK terörünün kökünü kurutma amaçlı savaş örtüsü altında Ankara ile Washington arasındaki işbirliği planıyla bozulmasından endişeliler.
Her ne kadar bazıları bu işbirliğini, İsrail ordusu istihbaratının katılacağı ve Türk-ABD-İsrail savaşı halini alacak cepheye dönüşmesini düşünmese de, Kuzey Irakın Kürt yönetimindeki uzmanların çoğunluğu, bu üçgenin bir günde oluşmadığının ve arkasında PKKnın savaşçılarına ve üslerine yönelik, dönemlik darbeleri aşıp bölgesel projelere geçecek planlar olduğunun idrakindeler.
Türk birlikleri Irakın kuzeyindeki dört bölgeye girdi. ABD tarafının birkaç yüz Türk askerinin sınırı geçtiğini doğrulamaktaki (çarpıtması) gayet açıktı. Oysa Recep Tayyip Erdoğan hükümetinin içerideki siyasi baskıları kaldırmak için elini serbest bırakma amacıyla tezkere verdiği ordu, binlerce askerin PKK ve terörüne karşı yeni gövde gösterimine katıldığını teyit ediyor.
Tankların tozunun örtemediği nokta, Ankaranın güvenlik endişelerini anlamaya yönelik bu Amerikan-İsrail uyanışı. İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak, Türkiyeye ordusunun kayıplarını aza indirmesine destek olan istihbarat raporları bağışladı ve generallerin güneşinin Irakın kuzeyine parlamasından önce, askeri üslerinden birinde İsrailli uzmanlar faaliyet gösteriyordu. ABD Dışişleri Bakanlığı, PKKnın isyanına karşı koymak için Türklerle en iyi işbirliği taahhüdünde bulunuyor.
Washingtonun güneşin altında ve tozun dumanın arkasında hesapları var. ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheneyin, sadece PKKya yönelik sınırlı operasyon sürecine güven vermek için yakında Cumhurbaşkanı Abdullah Gülün misafiri olacağının, doğru olduğunu düşünmek mümkün değil. Ayrıca İsrailin Türkiyenin bütünlüğünün kalesi olduğunu düşünmek zor.
Karşılıklı çıkar alışverişi içinde; Washington, Türkiyede iktidardaki AKPden bölgedeki Amerikan çıkarlarının güvenliğine dokunan sorunlarla mücadelede kendisiyle işbirliği yapmasını beklediği vakit, ABDnin bölge ve müttefikler üzerindeki bölgesel İran tehlikesinden başka bir şey akla gelmiyor. Hal böyleyken Ahmedinejad nükleer dosyada ne zaman zafer elde etse, Tahranla çekişmenin dozu yükseliyor, ABDnin İranı cezalandırmaya yönelik Batı desteği toplama çabası artıyor.
İsrail hesaplarının başında da Bakan Barakın, Ahmedinejadın nükleer füze programını tamamlamak için Batı yaptırımını atlatma gücüne yönelik endişesi geliyor. Yoksa Bakanı, Ankarayı Tahrana karşı kışkırtma, PKK için İran desteği dosyası sunma ve El Kaidenin topraklarına sızma ihtimaline karşı Türklerin endişelerini seferber etmek için harekete geçiren unsur bu değil mi?
Cheneyin Mart ayında gideceği Türkiyedeki görevinin, istihbarat işbirliğini etkinleştirme derecesinde basitleştirmek ise gülünç gerçekten. Zira ABD Başkan Yardımcısının dış gezileri zor görevlere özel. Cheney, Başkan George Bush yönetimindeki yeni muhafazakar şahinlerden arta kalanlara liderlik etmesiyle ve ABDyi İrana karşı savaşa sokma hamasetiyle biliniyor.
PKK üsleriyle ilgili Amerikan istihbarat bilgilerinin işini kolaylaştırması sonrası Irak sınırını geçen Türk tanklarının tozu dumanının arkasında; Türklerin Cheneyin kendilerine İran dosyasıyla geleceğini, nükleer programı ve balistik füzeleriyle, komşunun bölgede yeni gerçekler dayatacakken, Türk generallerin çabalarını PKK savaşçılarıyla küçük bir savaşta harcamaması nasihatinde bulunacağını itiraf etmeleri pek uzun sürmedi.
Müslüman-laik Türkiyenin tehdit edilmesine İsrail silah anlaşmaları da giriyor. Ankara bu silahlarla Suriye, Yunanistan ve doğal olarak İsraille savaşmayacak kesinlikle. Generallerin donatılması içinde Türk-Amerikan-İsrail ortak savaşını hak etmeyen PKKya yönelik güneş operasyonu altında çok toz var. Baraktan sonra Cheneyin Ankaradaki misyonu, her ne kadar Türkiye Milli Güvenlik Kurulu, İran nükleer tesislerinin vurulmasını kolaylaştırma rolüne ikna olmasa da Türkiye ile İran arasında çatışmanın tohumlarını ekmek olabilir.
Irak kitle imha silahları tehlikesi etrafındaki Amerikan değerlendirmeleri yalandan ibaretti. Peki savaş projesindeki İsrail yalanını ne engelleyebilir? Barak ve Cheney silah ve rollerin değişiminde kesinlikle cimri davranmayacaktır. Türklerin güneşinin arkasında onları Tahranla açmaza sokmak amaçlı yoğun saptırma sisi var.
Londrada yayımlanan El Hayat gazetesi, 25 Şubat 2008, Arapçadan çeviren: Halil Çelik
artık bunun böyle olduğunu kör gördü
sağır duydu artık kime güveneceğimizi
şaşırdık yok güvenebileceğimiz bir
yönetici sanırım önce yönetici demek
dürüst olmalı böyle birşey varsa hiç
bu oparasyon yapılmamalıydı saygılar
Berke Birinci - İstanbul
26 Şubat 2008, Salı 23:25
Yazıda birbiriyle çelişen anlamsız
yorumlar ve teoriler var. Öncelikle
gerek Türkiye, gerek İran; ortak etnik
yapısından dolayı, Irak"ın kuzeyinde
Kürdistan devletine sıcak bakmıyor. Hal
böyleyken, yazdığı şekliyle ABD,
Türkiye ile İran arasında PKK
dosyasıyla nasıl bir çatışma tohumu
ekebilir ki? Olsa olsa, yapılan
doğalgaz satın alma anlaşmaları fes
olunur, bu da çatışma ile aynı
platformda değerlendirilmekten çok
uzakta.
barış turan - İstanbul
26 Şubat 2008, Salı 19:48
cok dogru olmasa da dogru denebileck
seyler var! bnde endişeliyim günesin
tozlanmasndan...