Başbakanın ağır sözleri, medyada farklı tepkilerle karşılanıyor. İki köşe yazarı, Mehmet Yılmaz ve Haluk Şahin, başbakanın üslubunu demokratça bulmuyor.
İSTANBUL - Zaman Gazetesi Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ise, medyanın büyük hatalar yaptığını ve gerilimi artırdığını söylüyor. İletişim ve demokrasi ilişkisini NTV canlı yayınında değerlendiren Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Korkmaz Alemdar da başbakanların da sinirlenebileceğini, gerilebileceğini ancak medyanın başbakanı rahatlatmak için çalışmadığını söyledi.
Hürriyet Gazetesi Yazarı Mehmet Yılmaz, Başbakanın medyaya yönelik çıkar suçlamalarını eleştirdi: İktidarda 6 senedir tek başına. Bu altı senede hala daha hortumları kesmeyi başaramadıysa istifa edip çekip gitmek olmalı. Şimdi de asılmayı göze alarak serbest bırakmaya çalışan adam rolüyle oy toplamaya hazırlmanıyor diye düşünüyorum. Bunu seçime yönelik yatırım olarak algılıyorum. Bugün Türkiyede bir darbe tehlikesi yok. Kimsenin kimseyi asacak durum yok. Eğer öyle bir şeyden şüpheleniyorsa Başbakan olarak istediği tedbiri alabilir. Bu konuşmalar Tayyip Erdoğanın demokrat ve korkusuz olduğunu göstermez. Demagog olduğunu gösterir.
TÜRBAN MESELESİNİN ÇIKMAZDA OLDUĞUNU GÖRDÜ Radikal Gazetesi Yazarı Haluk Şahin de Başbakanın türban meselesinin çıkmaza girdiğini gördüğü için öfkeli olduğunu söylüyor: Herhangi bir demokratik ülkede, başbakanın o ülke medyasını ya da o ülke medyasının bir bölümünü bu kadar ağır terimlerle eleştirmesi halinde demokrasinin alarm zilleri derhal çalmaya başlar. Bana öyle geliyor ki; Başbakan türban meselesenin çıkmaza girdiğini gördüğü için öfkeli ve saldırgan durumda. Bu yasağın kaldırılmasının Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilme olasılığı var.
MEDYA TARTIŞMALARI DOĞRU OKUYAMIYOR Zaman Gazetesi Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlıya göre ise medya, tartışmaları doğru okuyamıyor: Toplumda medyada görüldüğü ölçüde bir gerilim olmadığı kesin. O yüzden zaten medya meseleyi doğru okuyamıyor. 411 miletvekili el kaldırdığında 411 miletvekili kaosa el kaldırdı denmesini yadırgıyorum. Hoş değil yani bu. Bir demokrasiyse bu, 3-5 kişinin endişesini de ele almalıdır. Tabii endişe meselesini de bir kaos ticaretine dökmemek lazım. Ben burada medyanın da biraz hırpaladığını düşünüyorum. Yargı üzerinden aba altından sopa göstermeyi yadırgıyorum.
MEDYA BAŞBAKANI RAHATLATMAK İÇİN ÇALIŞMIYOR NTV canlı yayınında iletişim ve demokrasi ilişkisini değerlendiren Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Korkmaz Alemdar ise başbakanların da sinirlenebileceğini, gerilebileceğini ancak medyanın başbakanı rahatlatmak için çalışmadığını söyledi.
Prof. Alemdar, Erdoğan-medya tartışmasıyla ilgili şunları söyledi: Türkiyenin gündemi insanları gerer hale geldi. Halbuki biz siyasal istikrara sahip bir ülkeyiz, diye seviniyorduk. Bir çoğunluğa sahip bir partinin, ülkeyi germeden, rahatsızlık yaratmadan herkesi tatmin edecek çözümler bulacak, diye bekliyorduk. Bu hafta derslere başladık her tarafımız gerildi. Bir kaç gündür olan biten de bizi tekrar rahatsızlık içine soktu.
MEDYA BAŞBAKANI RAHATLATMAK İÇİN ÇALIŞMAZ Tabi üsluplar konusunda herkesin farklı yaklaşımı olabilir ama bugün gazeteleri açınca başbakanımızın Almanları da gerdiğini okuyunca demek ki bizim bu dönemde daha çok gerginlikler beklememiz gibi bir durum ortaya çıktığını düşünüyoruz.
Birinci nokta şu: Başbakanların gerçekten basınla ilişkileri ya da medyayla ilişkilerinde gerginlikler olabilir başbakanda insandır sinirlenebilir bazı konularda belki gerilebilir ve bunu da açıkça söyleyebilir. Ama başbakanın şunu bilmesi hepimizin beklediği bir noktadır. Medya genellikle insanları rahatlatmak hele başbakanı rahatlatmak için çalışamaz. Dünyada her şey iyi gitse onlar mutlaka eleştirecek bir şeyler olduğuna inanırlar, bulurlar ve onu da gündeme taşırlar.
Onun için başbakanın medyaya Ne haliniz varsa görün, sizin dersinizi vatandaş satın almayarak verir demesi de yanlıştır. Başbakanımızın geriyorsunuz yada çoğunluğu haksız yere suçluyorsunuz demesi de son derece yanlıştır.
Son derece karmaşık hale gelen dünya gelişmelerinde olayların anlaşılır kılınabilmesi için bunları yakından takip eden uzmanların, gazetecilerin halka gerçekten ne olup bittiğini anlatan bazı yorumlar yapması gerekir. Bunlardan hepsi hoşunuza gidecek hali yok.
MEDYA DA GÖZDEN GEÇİRİLMELİ Başbakan böyle kızarken medyaya dönük eleştirileri dillendirirken medyanın daha yakından tanınmasına izin verecek araştırmalar yapmamıza da izin vermiyor. Yani hangi çıkarı kolluyorsunuz diye onlara kızıyor, fakat bu çıkarların gerçekten ne olduğunu kamuoyuna tarafsız şekilde anlatabilecek bilim insanlarına da rakamları verileri ve gerçekten bilinmesi gerekli bilgileri aktarmakta çok biraz hasis davranıyor. Yani bizim medyayı da gözden geçirmemiz lazım. Onu da sorgulamamız gerekir. Doğru ya da yanlış yapılıp yapılmadığını zaman zaman gözden geçirmemiz gerekir.
DAHA SOĞUKKANLILIK ŞART Ama bütün bunları biraz daha soğukkanlılıkla biraz daha kızmadan üzülmeden ve hele hele birbirimizi çok fazla germeden yapmamız gerekir diye düşünüyorum. Hükümetin görevi herhangi bir sorunu toplumda gerginlik yaratarak çözmek olmasa gerek. Dünyanın hiç bir yerinde bunun örneklerini özellikle demokrasi modeli diye aldığımız yerlerde bunu böyle göremiyoruz. Çok karmaşık konularda İngiliz başbakanı da eleştiriliyor, Amerikan başkanı da eleştiriliyor. Ama kimse kalkıp Amerikan yargı sistemini, Anayasa Mahkemesi ve üniversitelerini sonra dönüp medya mensuplarını bizde olduğu gibi yerden yere vurmuyor.