NTV Siyaset Danışmanı Ruşen Çakır, Başbakan Erdoğanın son günlerdeki konuşmalarında medyayı gerginlik yaratmakla suçlayarak çok sert ifadelerle aşağılamasının, türban konusunda tıkanıklığın getirdiği öfkeden kaynaklandığını söyledi.
İSTANBUL - NTV Siyaset Danışmanı Ruşen Çakır, AK Partinin türban serbestisi konusunda MHP tarafından sürüklendiğini ve geri dönülmez noktaya geldiğini, Başbakanın öfkesinin de tıkanıklıktan kaynaklandığını söyledi. Başbakanın tıkanıklığın ve kaos olacağının farkında olduğunu, bu güvensizlikle topu medyaya atarak sorunu çözeceğini sandığını söyleyen Çakır, Başbakanın Doğan Grubuna yönelik çıkar suçlamalarına da açıklık getirmesi gerektiğini belirtti. Çakır, Hakikaten bir çıkar ilişkisi varsa, bunu açıklaması lazım. Eğer varsa ve sorunlar büyük ölçüde bundan kaynaklanıyorsa, Türkiyeye yazık oluyor dedi.
Başbakan Erdoğan dünkü grup toplantısında medyaya yönelik tepkisini Ertuğrul Özkökün yazısını örnek vererek göstermişti: İşte bugün bir tanesi yazmış; Çoğunluğun zorbalığı diyor. Bunun edeple adapla bir ilişkisi var mı? Azınlığın çoğunluğa tahakkümüne evet diyeceksin, 411i (TBMMde türbanla ilgili Anayasa değişikliğine evet oyu veren milletvekili sayısını kastediyor) kaos olarak göstermek suretiyle demokrasiyi yok farzedeceksin. Sen bunu hangi siyasi etikle, anlayışla bir araya getiriyorsun?
Erdoğan bugün de AK Partili il başkanlarına yaptığı konuşmada medyaya yönelik eleştirilerini daha da sertleştirdi: Gazetelerinize çırılçıplak kadın resimlerini siz basıyorsunuz. İlavelerinizde her şey ortada. Size kim müdahale etti? Biz ne diyoruz. Ne haliniz varsa görün. Öfkeli olduğumu söylüyorlar. Öfke de bir hitabet sanatıdır. Yumuşak başlı isek uysal koyun değiliz. Siz halkın seçip gönderdiği ellere kaos eli diyemezsiniz. Derseniz cevabını alırsınız. Buna öfke diyorsanız, evet öfke var.
28 ŞUBAT SÜRECİNİN KLASİKLEŞMİŞ TABİRİ Erdoğanın son günlerde sertleşen tavrını canlı yayında değerlendiren NTV Siyaset Danışmanı Ruşen Çakır, Başbakanın bir takım sorunları hükümetin iyi yönetememesiyle yüzleşmek yerine medyaya yüklenmek gibi kolay bir yolu seçtiğini düşünüyor: Bir kere eski alışkanlık. Yani Refah Partisi dönemlerinde ve AKPnin ilk yıllarında da çok oldu. Her durumda bunun sorumlusunu medya olarak görüyorlar. Hatta bir kısım medya tabiri 28 Şubat sürecinin en klasikleşmiş tabiriydi. Akademisyen ve gazeteciler ne diyor? Son dönemde de bir takım sorunları hükümetin iyi yönetememesi olayıyla karşı karşıyayız. Bunları itiraf etmek, bunlarla yüzleşmekten ziyade, kamuoyunun da çok fazla itibar etmediği ortaya çıkan medyaya yüklenmenin kolay yol olduğunu düşünüyorlar. Başbakan da bunu yapıyor, daha öncede yapmıştı. Onun için burada çok fazla şaşırtacak durum yok.
ÇIKAR İLİŞKİSİ VARSA KAMUOYUNA AÇIKLAMALI Ruşen Çakır, Başbakanın çıkar ilişkisi sözleriyle kastettiği iddiaları açıklaması gerektiğini belirterek türban sürecinde yaşanan tıkanıklığın öfkenin ardındaki neden olduğunu söyledi:
Başbakan daha önce de bir kaç kere belli medya grubunu özellikle Doğan grubunu ima etti ve onların bir çıkar ilişkisi olduğunu söyledi. Böyle bir ilişki var mı, yok mu bilmiyoruz ama geçmişte iktidarlarla medya grupları arasında böyle ticari ilişkiler çok olmuştu. Bir kere öncelikle hükümetin böyle bir sorun varsa, hakikatten böyle bir çıkar ilişkisi varsa, bunu ortaya çıkartması, gizlememesi, kamuoyuyla paylaşması lazım. Eğer böyle bir şey varsa ve sorunlar büyük ölçüde bundan kaynaklanıyorsa Türkiyeye yazık oluyor, demektir.
TOPU MEDYAYA ATARAK ÇÖZECEĞİNİ SANIYOR Ama bu ihtiyat payını tutarak şunu söylemek lazım; son türban olayında AKP, MHP tarafından sürüklendi. AKPnin aslında tercih ettiği bir gelişme değildi bu ve geriye dönülemez bir noktaya geldi. Anayasa Mahkemesinin, YÖK yasasının durumu belli değil, olursa reddedilip reddedilmeyeceği belli değil. Tam bir tıkanıklık yaşanıyor, bu tıkanıklığın getirdiği bir öfke olarak ben yorumluyorum esas olarak bunu. Kamuoyunun medyaya çok güvenmediğinden de hareketle topu medyaya atarak bu sorunu çözeceğini sanıyor ama bu sefer bunun böyle yürüyeceğini çok fazla sanmıyorum. Çünkü türban süreci çok hızlı ilerliyor bir kaos ortamına Başbakan inansa da, inanmasa da sürükleniyoruz. Ve bu kaos ortamına girildiği zaman başbakanın olayın sorumluluğunu sadece medyaya atma tavrını çokta fazla gerçekçi olmadığını göreceksiniz.
GÜVEN DEĞİL, AKSİNE GÜVENSİZLİK Çakır, Başbakanın tavrının seçim sonuçlarının verdiği güvene dayandığı ve üslup değişikliğinin buradan kaynaklandığı yorumlarına ise katılmıyor: Bu nedenle bir tavır değişikliği yok. Aslında şöyle bir şey var. Türban olayını saymazsak Başbakan çok fazla ortalıkta yoktu. Yani Cumhurbaşkanı Gül gündemi büyük ölçüde belirliyordu. Hükümet çok fazla ortalıkta yoktu, etkili değildi.
Garip bir şekilde seçimden sonra hükümetin profili düşmüştü. Türban olayının, sivil anayasa olayının üzerinden yürümesi beklenirken hükümetin türban çıkışı birden bire gündeme geldi. Eğer Başbakan 411in demokrasi için yettiğine gerçekten inansa, bu sürecin kazasız belasız kaossuz bir şekilde Türkiyenin geçeceğine inansa; olayı hiç tırmandırmaz, bekleyin görün siz haksız çıkacaksınız der çıkardı. Ama bu kadar öfkeli olup, bu kadar gerilimden hem şikayet edip hem de gerilimi tırmandırmasının ben kendine güvenden ziyade güvensizlik olduğunu düşünüyorum.
serdar arkadaşıma bir çift lafım var
kendisinin hangi partiyi desteklediğini
bilmiyorum ama akp karşıtı olduğu kesin
arkadaşım sizi de gördük sabah zamla
uyanıp akşam zamla yatıyorduk ne çabuk
unuttunuz kriz günlerini rahatlık
batıyor haset içinizi kemirmiş biraz
insaflı olun yiğidi vur öldür ama
hakkını ver
dr cemo - Malatya
17 Şubat 2008, Pazar 16:53
Ruşen ÇAKIR"ı dinlemekte akp liler için
yarar var. Onların bu günlere geleceğini
ilk haber veren yazarlardandır.
Serdar Karakartal - İstanbul
14 Şubat 2008, Perşembe 19:50
Akpartinin son çırpınışları. bırakın
artık bu inadı. iktidardan çekilin.
Yoksa Türkiye sizin yüzünüzden çıkışı
olmayan bi bataklığa sürükleniyor.
ekonomi çökmek üzere. zamlar yağmur
gibi geliyor.Çalıştığım firma 1
haftadır üretim yapmıyor. Üreticiyi
bitirdiniz.