İnsanların genellikle rasyonellikle hareket ettikleri sözünü hatırlatan Ciliv, bunun beyin göçünde de söz konusu olduğunu, dışarıda sunulan olanakların cazip gelmesi durumunda kişilerin bu kararı verebileceklerini, 20-30 yıl önce ABDye böyle bir göçün yaşandığını, ancak son yıllarda bu durumun değişmeye başladığını söyledi.
Şirketlerin başarılarının sermaye yapısına ya da başka etkenlere dayanmadığını, başarının çalışanlar ile elde edildiğini vurgulayan Ciliv, ABDden döndüğümden bu yana bana en fazla (Alışabildin mi?), (Neden geldin?),(Farklılıklar neler?) şeklinde sorular soruluyor. Türkiyede iş dünyasında insanın bilgisine saygı yok. İnsanın kapasitesi sınırlı olarak görülüyor. Bill Gatesin en önemli özelliği, akıllı bulduğu kişileri şirkete ortak etmesidir. Türkiyede çalışanlar genellikle kendilerini çalıştıkları şirketin ortağı gibi hissetmiyorlar. Ben Turkcellde çalışanlarımızın her birine ne kadar değerli olduklarını anlatıyorum. ABD ile Türkiye arasında gördüğüm bir başka fark ise, Türkiyede iş dünyası ile üniversiteler yakın çalışmıyorlar. Bu anlamda daha paylaşımcı olmamız lazım. Orada kazan-kazanı yaratmak mümkün dedi.
BEYİN GÖÇÜ OLUMSUZ OLMAK ZORUNDA DEĞİL
Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı ise beyin göçü konusunun olumsuz bir durum mu, yoksa bir fırsat mı olduğunun düşünülmesi gerektiğini söyledi.
Bugün artık beyin göçünün olumsuz bir unsur olduğunun kabul edilmediğini ifade eden Eczacıbaşı, gidilen değişik bölgelerde farklı deneyimler kazanıldığı konusuna dikkati çekti.
Eczacıbaşı, ülkeler arasında odaklanılan politik konuların yanı sıra, işbirliği alışkanlıklarının yoğunlaşması gerektiği görüşünü aktararak, Beyin gider, beyin gelir. Bu karşılıklı bir durum, bir alışveriş dedi.
Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Ekinci de artık beyin göçünün yararlarından bile bahsetmenin mümkün olduğunu, gidilen bölgede lobi yapılmasının yanı sıra birikim kazanıldığını vurguladı.
Öğrencilere üniversiteden mezun olduklarında çalışacakları alan yaratılması durumunda öğrenim gördükleri şehirlerde kalmayı tercih edeceklerini kaydeden Ekinci, üniversite-sanayi işbirliğinin önemine dikkat çekerek, Gerçek laboratuvar sanayidir, atölyedir, fabrikadır dedi.
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Brüksel Daimi Temsilcisi Bahadır Kaleağası da AB merkez ekonomilerinin uzun dönemde yılda 6 milyon kişinin ek istihdamına ihtiyacı olacağını, bunun sosyal güvenlik konusu ile doğrudan ilgili olduğunu belirtti.
Kaleağası, Türkiyenin her şeye rağmen demokrasiye, insan haklarına, yaratıcılığa, farklılıklara hoşgörü ile bakabilen bir toplum haline gelmesinin önemli olduğunu ifade etti.